09-06-2007, 21:47
Medine Vesikası.
Prof Dr.Muhammed Hamidullah / Islam Peygamberi / Irfan Yay. Ist.1991
Tercüme: Prof Dr. Salih Tuğ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1-)Bu kitap (yazı), Peygamber Muhammed tarafından Kureyşli ve Yesribli
mü’minler ve müslümanlar ve bunlara tabi olanlarla yine onlara sonradan
iltihak etmiş olanlar ve onlarla beraber cihad edenler için (olmak üzere
tanzim edilmiştir.)
2-)Işte bunlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmet (câmi'a) teşlil ederler.
3-)Kureyş'den olan Muhacirler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile kan
diyetlerini ödemeye iştirak ederler ve onlar harp esirlerinin fidyei
necâtını mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet
umdelerine göre ödemeye iştirak edeceklerdir.
4-)Benû 'Avf'lar kendi aralarında âdet olduğu vechile, evvelki şekiller
altında kan diyetlerini ödemeye iştirak edeceklerdir ve (müslümanların
teşkil ettiği) her zümre (taife), harp esirlerinin fidyei necâtını
mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine
göre tediyeye iştirak edeceklerdir.
5-)Benû Hârisler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile evvelki, şekiller
altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei
necâtını, mü'minler arasında iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak
edeceklerdir.
6-)Benû Sâide'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki
esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen
esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.
7-)Benû Cuşem'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiler
altında kan diyetlerini ödemeye ve her zümre, harp esirlerinin fidyei
necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve aâlet umdelerine göre tediyeye iştirak
edeceklerdir.
8-)Benû'n-Neccâr'lar kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki
şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp
esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen
esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.
9-)Benû 'Amr Ibn 'Avf'lar, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki
şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp
esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen
esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştiraık edeceklerdir.
10-)Benû'n-Nebît'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki
şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp
esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen
esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.
11-)Benû'l-Evs'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiller
altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei
necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak
edeceklerdir.
12-)Mü'minler kendi aralarında ağır malî mes'uliyetler altında bulunan hiç
kimsei (bu halde) bırakmayacaklar, fidyei necât veya kan diyeti gibi
borçlerını iyi ve mâkul bilinen esaslara göre vereceklerdir.
12/b-)Hiçbir mü'min diğer bir mü'minin mevlâsına (kendisi ile akdî
kardeşlik râbıtası kurulmuş kimse) mümâna'at edemez (diğer bir okunuşa
göre:Hiçbir mü'min diğer bir mü'minin mevlâsı ile, onun aleyhine olmak
üzere bir anlaşma yapamayacaktır.)
13-)Takvâ sahibi mü'minler, kendi aralarında mütecâvize ve haksız bir fiil
îkaını tasarlayan yahut bir cürüm yahut bir hakka tecavüz veyahut da
mü'minler arasında bir karışıklık çıkarma kasdını taşıyan kimseye karşı
olacaklar ve bu kimse onlardan birinin evlâdı bile olsa, hepsinin elleri
onun aleyhine kalkacaktır.
14-)Hiçbir mü'min bir kâfir için, bir mü'mini öldüremez ve bir mü'min
aleyhine hiçbir kâfire yardım edemez.
15-)Allah'ın zimmeti (himaye ve teminâtı) bir tekdir; (müminlerin en
ehemmiyetsizlerinden birinin tanıdığı himâye) onların hepsi için hüküm
ifede eder. Zîra mü'minler, diğer insanlardan ayrıolarak birbirlerinin
mevlâsı (kardeşi) durumun-dadırlar.
16-)Yahudilerden bize tâbi olanlar, zulme uğramaksızın ve onlara muârız
olanlarla yardımlaşılmaksızın, yardım ve müzâheretimize hak
kazanacaklardır.
17-)Sulh, mü'minler arasında bir tekdir. Hiçbir mü'min Allah yolunda
girişilen bir harpde, diğer mü'minleri hâriç tutarak, bir sulh anlaşması
akdedemez; bu sulh, ancak onlar (mü'minler) arasında umumiyet ve adâlet
esasları üzere yapılacaktır.
18-)Bizimle beraber harbe iştirak eden bütün (askerî) birlikler,
birbirleriyle münâvebe edecek-lerdir.
19-)Mü'minler, birbirlerinin Allah yolunda (uğrunda) akan kanlarının
intikamını alacaklardır.
20-)Takvâ sahibi mü'minler, en iyi ve en doğru yol üzerinde bulunurlar.
20/b-)Hiçbir müşrik, bir Kureyşlinin mal ve canını himâyesi altına alamaz
ve hiçbir mü'mine bu hususta engel olamaz (yani Kureyşliye hücûm etmesine
mani olamaz.)
21-)Herhangi bir kimsenin, bir müminin ölümüne sebep olduğu katî
delillerle sâbit olur da maktûlün velîsi (hakkını müdafaa eden) rızâ
göstermezse, kısas hükümlerine tabî olur; bu halde bütün mü'minler ona
karşı olurlar. Ancak bunlara, sadece (bu kaidenin) tatbiki için hareket
etmek helâl (doğru) olur.
22-)Bu sahife (yazı)nın muhteviyatını kabul eden, Allah'a ve ahiret gününe
inanan bir mü'minin bir kaatile yardım etmesi ve ona sığınacak bir yer
temin etmesi helâl (doğru) değildir; ona yardım eden veya sığınacak bir
yer gösteren Kıyamet günü Allah'ın lânet ve gadabına uğrayacaktır ki o
zaman artık kendisinden ne bir para tediyesi ve ne de bir tavîz
alınacaktır.
23-)Üzerinde ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey, Allah'a ve Muhammed'e
götürülecektir.
24-)Yahudiler, mü'minler gibi, muharebe devam ettiği müddetçe (kendi harp)
masraflarını karşılamak mecburiyetindedirler.
25-)Benû 'Avf yahudileri, mü'minlerle birlikte (Ibn Hişam'da bu, “ma'a”
(=ile) olarak, Ebû Ubeyde'de ise “min” (=den) olarak zikredilir) bir ümmet
(:câmi'a) teşkil ederler. Yahudilerin dinleri kendilerine, mü'minlerin
dinleri kendilerinedir. Buna gerek mevlâları ve gerekse bizzat kendileri
dahildirler.
25/b-)Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikâb eder veya bir cürüm îkâ eder,
o sadece kendine ve âile efradına zarar (vermiş) olacaktır.
26-)Benûn- Neccâr Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahib olacaklardır.
27-)Benû’l-Haris Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahib olacaklardır.
28-)Benû Sâ'ide Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahib olacaklardır.
29-)Benû Cuşem Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahip olacaklardır.
30-)Benû'l-Evs Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahip olacaklardır.
31-)Benû Sa'lebe Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahib olacaklardır. Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikâb eder veya bir
cürüm îka eder, o sadece kendini ve aile efradını zarardîde etmiş
olacaktır.
32-)Cefne (ailesi) Sa'lebenin bir kolu (batn)dur; bu bakımdan Sa'lebe'ler
gibi mülâhaza oluna-caklardır.
33-)Benû'ş-Şuteybe de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahib
olacaklardır. (kaidelere) muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareket
olmayacaktır.
34-)Sa'lebe'nin mevlâları, bizzat Sa'lebeler gibi mülâhaza olunacaklardır.
35-)Yahudilere sığınmış olan kimseler (Bitâne), bizzat Yahudiler gibi
mülâhaza olunacaklardır.
36-)Bunlar (yahudiler)'dan hiçbir kimse (müslümanlarla birlikte bir askerî
sefere), Muham-med'in müsaadesi olmadan çıkamayacaktır.
36/b-)Bir yaralamanın intikamını almak yasak edilemeyecektir. Muhakkak ki
bir kimse bir adam öldürecek olursa neticede kendini ve âile efradını
mes'uliyet altına sokar; aksi halde haksızlık olacaktır (yani bu kaideye
riâyet etmeyen bir kimse haksız vaziyette olacaktır.) Allah bu yazıya en
iyi riâyet edenlerle beraberdir.
37-)(Bir Harp vukuunda) Yahudilerin masrafları kendi üzerine ve
müslümanların masrafları kendi üzerindedir. Muhakkak ki bu sahîfede
(yazıda) gösterilen kimselere harp açanlara karşı, onlar kendi aralarında
yardımlaşacaklardır. Onlar arasında hayırhahlık ve iyi davranış
bulunacaktır. (kaidelere) muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı
hareketler olmayacaktır.
37/b-)Hiçbir kimse müttefikine karşı bir cürüm îka edemez:Muhakkak ki
zulmedilene yardım edilecektir.
38-)Yahudiler müslümanlarla birlikte, beraberce harp ettikleri müddetçe
masrafda bulunacaklardır.
39-)Bu sahîfenin (yazının) gösterdiği kimse lehine Yesrib vâdisi dahili
(cevf), harâm (Mukaddes) bir yerdir.
40-)Himâye altındaki kimse (cârr), bizzat himaye eden kimse gibidir; ne
zulmedilir ve ne de (kendisi) cürüm îka edecektir.
41-)Himâye verme hakkına sahip kimselerin izni müstesna, bir himaye hakkı
verilemez.
42-)Bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler arasında zuhurundan korkulan
bütün öldürme yahut münâzaa vak'alarının Allah'a ve Resûlüllah Muhammed'e
götürülmeleri gerekir. Allah bu sahîfeye (yazıya) en kuvvetli ve en iyi
riâyet edenlerle beraberdir.
43-)Ne Kureyşliler ve ne de onlara yardım edecek olanlar, himâye altına
alınmayacaklardır.
44-)Onlar (=Müslümanlar ve Yahudiler) arasında, Yesrib'e hücüm edecek
kimselere karşı yardımlaşma yapılacaktır.
45-)Şayet onlar (yahudiler), (Müslümanlar tarafından) bir sulh akdetmeye
veya bir sulh akdine iştirake davet olunurlarsa, bunu doğrudan doğruya
akdedecekler veya ona iştirak edeceklerdir. Şayet onlar (Yahudiler),
(müslümanlara) aynı şeyleri teklif edecek olursa, mü'minlere karşı aynı
haklara sahip olacaklardır;din mevzuunda girişilen harp vak'aları
müstesnadır.
45/b-)Her bir zümre, kendilerine ait mıntıkadan (gerek müdafaa ve gerekse
sâir ihtiyaçlar hususunda) mes'üldür.
46-)Bu sahifede (yazıda) gösterilen kimseler için ihdas edilen şartlar,
aynı şekilde Evs Yahudilerine, yani onların mevlâlarına ve bizzat kendi
şahıslarına, bu sahifede (yazıda) gösterilen kimseler tarafından sıkı ve
tam bir muhafazakarlık ile tatbik olunur. (kaidelere) mahakkak riâyet
edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır. Ve haksız şekilde kazanç
temin edenler, sadece kendi nefsine zarar vermişolurlar. Allah bu sahifede
(yazıda) gösterilen maddelere en doğru ve en mükemmel riâyet edenlerle
beraberdir.
47-)Bu kitap (yazı), bir haksız fiil îka eden veya cürüm işleyen (ile
cezâ) arasında engel olarak giremz. Kim ki bir harbe çıkar, emniyette
olur veya kim ki Medine'de kalırsa yine emniyet içindedir;haksız bir fiil
ve cürüm îkaı hallerini, (bu sahîfeyi) tam bir sadakat ve dikkat içinde
muhafaza eden kimseler üzerinde tutacaklardır.
Prof Dr.Muhammed Hamidullah / Islam Peygamberi / Irfan Yay. Ist.1991
Tercüme: Prof Dr. Salih Tuğ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1-)Bu kitap (yazı), Peygamber Muhammed tarafından Kureyşli ve Yesribli
mü’minler ve müslümanlar ve bunlara tabi olanlarla yine onlara sonradan
iltihak etmiş olanlar ve onlarla beraber cihad edenler için (olmak üzere
tanzim edilmiştir.)
2-)Işte bunlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmet (câmi'a) teşlil ederler.
3-)Kureyş'den olan Muhacirler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile kan
diyetlerini ödemeye iştirak ederler ve onlar harp esirlerinin fidyei
necâtını mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet
umdelerine göre ödemeye iştirak edeceklerdir.
4-)Benû 'Avf'lar kendi aralarında âdet olduğu vechile, evvelki şekiller
altında kan diyetlerini ödemeye iştirak edeceklerdir ve (müslümanların
teşkil ettiği) her zümre (taife), harp esirlerinin fidyei necâtını
mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine
göre tediyeye iştirak edeceklerdir.
5-)Benû Hârisler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile evvelki, şekiller
altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei
necâtını, mü'minler arasında iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak
edeceklerdir.
6-)Benû Sâide'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki
esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen
esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.
7-)Benû Cuşem'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiler
altında kan diyetlerini ödemeye ve her zümre, harp esirlerinin fidyei
necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve aâlet umdelerine göre tediyeye iştirak
edeceklerdir.
8-)Benû'n-Neccâr'lar kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki
şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp
esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen
esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.
9-)Benû 'Amr Ibn 'Avf'lar, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki
şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp
esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen
esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştiraık edeceklerdir.
10-)Benû'n-Nebît'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki
şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp
esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen
esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.
11-)Benû'l-Evs'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiller
altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei
necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak
edeceklerdir.
12-)Mü'minler kendi aralarında ağır malî mes'uliyetler altında bulunan hiç
kimsei (bu halde) bırakmayacaklar, fidyei necât veya kan diyeti gibi
borçlerını iyi ve mâkul bilinen esaslara göre vereceklerdir.
12/b-)Hiçbir mü'min diğer bir mü'minin mevlâsına (kendisi ile akdî
kardeşlik râbıtası kurulmuş kimse) mümâna'at edemez (diğer bir okunuşa
göre:Hiçbir mü'min diğer bir mü'minin mevlâsı ile, onun aleyhine olmak
üzere bir anlaşma yapamayacaktır.)
13-)Takvâ sahibi mü'minler, kendi aralarında mütecâvize ve haksız bir fiil
îkaını tasarlayan yahut bir cürüm yahut bir hakka tecavüz veyahut da
mü'minler arasında bir karışıklık çıkarma kasdını taşıyan kimseye karşı
olacaklar ve bu kimse onlardan birinin evlâdı bile olsa, hepsinin elleri
onun aleyhine kalkacaktır.
14-)Hiçbir mü'min bir kâfir için, bir mü'mini öldüremez ve bir mü'min
aleyhine hiçbir kâfire yardım edemez.
15-)Allah'ın zimmeti (himaye ve teminâtı) bir tekdir; (müminlerin en
ehemmiyetsizlerinden birinin tanıdığı himâye) onların hepsi için hüküm
ifede eder. Zîra mü'minler, diğer insanlardan ayrıolarak birbirlerinin
mevlâsı (kardeşi) durumun-dadırlar.
16-)Yahudilerden bize tâbi olanlar, zulme uğramaksızın ve onlara muârız
olanlarla yardımlaşılmaksızın, yardım ve müzâheretimize hak
kazanacaklardır.
17-)Sulh, mü'minler arasında bir tekdir. Hiçbir mü'min Allah yolunda
girişilen bir harpde, diğer mü'minleri hâriç tutarak, bir sulh anlaşması
akdedemez; bu sulh, ancak onlar (mü'minler) arasında umumiyet ve adâlet
esasları üzere yapılacaktır.
18-)Bizimle beraber harbe iştirak eden bütün (askerî) birlikler,
birbirleriyle münâvebe edecek-lerdir.
19-)Mü'minler, birbirlerinin Allah yolunda (uğrunda) akan kanlarının
intikamını alacaklardır.
20-)Takvâ sahibi mü'minler, en iyi ve en doğru yol üzerinde bulunurlar.
20/b-)Hiçbir müşrik, bir Kureyşlinin mal ve canını himâyesi altına alamaz
ve hiçbir mü'mine bu hususta engel olamaz (yani Kureyşliye hücûm etmesine
mani olamaz.)
21-)Herhangi bir kimsenin, bir müminin ölümüne sebep olduğu katî
delillerle sâbit olur da maktûlün velîsi (hakkını müdafaa eden) rızâ
göstermezse, kısas hükümlerine tabî olur; bu halde bütün mü'minler ona
karşı olurlar. Ancak bunlara, sadece (bu kaidenin) tatbiki için hareket
etmek helâl (doğru) olur.
22-)Bu sahife (yazı)nın muhteviyatını kabul eden, Allah'a ve ahiret gününe
inanan bir mü'minin bir kaatile yardım etmesi ve ona sığınacak bir yer
temin etmesi helâl (doğru) değildir; ona yardım eden veya sığınacak bir
yer gösteren Kıyamet günü Allah'ın lânet ve gadabına uğrayacaktır ki o
zaman artık kendisinden ne bir para tediyesi ve ne de bir tavîz
alınacaktır.
23-)Üzerinde ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey, Allah'a ve Muhammed'e
götürülecektir.
24-)Yahudiler, mü'minler gibi, muharebe devam ettiği müddetçe (kendi harp)
masraflarını karşılamak mecburiyetindedirler.
25-)Benû 'Avf yahudileri, mü'minlerle birlikte (Ibn Hişam'da bu, “ma'a”
(=ile) olarak, Ebû Ubeyde'de ise “min” (=den) olarak zikredilir) bir ümmet
(:câmi'a) teşkil ederler. Yahudilerin dinleri kendilerine, mü'minlerin
dinleri kendilerinedir. Buna gerek mevlâları ve gerekse bizzat kendileri
dahildirler.
25/b-)Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikâb eder veya bir cürüm îkâ eder,
o sadece kendine ve âile efradına zarar (vermiş) olacaktır.
26-)Benûn- Neccâr Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahib olacaklardır.
27-)Benû’l-Haris Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahib olacaklardır.
28-)Benû Sâ'ide Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahib olacaklardır.
29-)Benû Cuşem Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahip olacaklardır.
30-)Benû'l-Evs Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahip olacaklardır.
31-)Benû Sa'lebe Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara)
sahib olacaklardır. Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikâb eder veya bir
cürüm îka eder, o sadece kendini ve aile efradını zarardîde etmiş
olacaktır.
32-)Cefne (ailesi) Sa'lebenin bir kolu (batn)dur; bu bakımdan Sa'lebe'ler
gibi mülâhaza oluna-caklardır.
33-)Benû'ş-Şuteybe de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahib
olacaklardır. (kaidelere) muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareket
olmayacaktır.
34-)Sa'lebe'nin mevlâları, bizzat Sa'lebeler gibi mülâhaza olunacaklardır.
35-)Yahudilere sığınmış olan kimseler (Bitâne), bizzat Yahudiler gibi
mülâhaza olunacaklardır.
36-)Bunlar (yahudiler)'dan hiçbir kimse (müslümanlarla birlikte bir askerî
sefere), Muham-med'in müsaadesi olmadan çıkamayacaktır.
36/b-)Bir yaralamanın intikamını almak yasak edilemeyecektir. Muhakkak ki
bir kimse bir adam öldürecek olursa neticede kendini ve âile efradını
mes'uliyet altına sokar; aksi halde haksızlık olacaktır (yani bu kaideye
riâyet etmeyen bir kimse haksız vaziyette olacaktır.) Allah bu yazıya en
iyi riâyet edenlerle beraberdir.
37-)(Bir Harp vukuunda) Yahudilerin masrafları kendi üzerine ve
müslümanların masrafları kendi üzerindedir. Muhakkak ki bu sahîfede
(yazıda) gösterilen kimselere harp açanlara karşı, onlar kendi aralarında
yardımlaşacaklardır. Onlar arasında hayırhahlık ve iyi davranış
bulunacaktır. (kaidelere) muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı
hareketler olmayacaktır.
37/b-)Hiçbir kimse müttefikine karşı bir cürüm îka edemez:Muhakkak ki
zulmedilene yardım edilecektir.
38-)Yahudiler müslümanlarla birlikte, beraberce harp ettikleri müddetçe
masrafda bulunacaklardır.
39-)Bu sahîfenin (yazının) gösterdiği kimse lehine Yesrib vâdisi dahili
(cevf), harâm (Mukaddes) bir yerdir.
40-)Himâye altındaki kimse (cârr), bizzat himaye eden kimse gibidir; ne
zulmedilir ve ne de (kendisi) cürüm îka edecektir.
41-)Himâye verme hakkına sahip kimselerin izni müstesna, bir himaye hakkı
verilemez.
42-)Bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler arasında zuhurundan korkulan
bütün öldürme yahut münâzaa vak'alarının Allah'a ve Resûlüllah Muhammed'e
götürülmeleri gerekir. Allah bu sahîfeye (yazıya) en kuvvetli ve en iyi
riâyet edenlerle beraberdir.
43-)Ne Kureyşliler ve ne de onlara yardım edecek olanlar, himâye altına
alınmayacaklardır.
44-)Onlar (=Müslümanlar ve Yahudiler) arasında, Yesrib'e hücüm edecek
kimselere karşı yardımlaşma yapılacaktır.
45-)Şayet onlar (yahudiler), (Müslümanlar tarafından) bir sulh akdetmeye
veya bir sulh akdine iştirake davet olunurlarsa, bunu doğrudan doğruya
akdedecekler veya ona iştirak edeceklerdir. Şayet onlar (Yahudiler),
(müslümanlara) aynı şeyleri teklif edecek olursa, mü'minlere karşı aynı
haklara sahip olacaklardır;din mevzuunda girişilen harp vak'aları
müstesnadır.
45/b-)Her bir zümre, kendilerine ait mıntıkadan (gerek müdafaa ve gerekse
sâir ihtiyaçlar hususunda) mes'üldür.
46-)Bu sahifede (yazıda) gösterilen kimseler için ihdas edilen şartlar,
aynı şekilde Evs Yahudilerine, yani onların mevlâlarına ve bizzat kendi
şahıslarına, bu sahifede (yazıda) gösterilen kimseler tarafından sıkı ve
tam bir muhafazakarlık ile tatbik olunur. (kaidelere) mahakkak riâyet
edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır. Ve haksız şekilde kazanç
temin edenler, sadece kendi nefsine zarar vermişolurlar. Allah bu sahifede
(yazıda) gösterilen maddelere en doğru ve en mükemmel riâyet edenlerle
beraberdir.
47-)Bu kitap (yazı), bir haksız fiil îka eden veya cürüm işleyen (ile
cezâ) arasında engel olarak giremz. Kim ki bir harbe çıkar, emniyette
olur veya kim ki Medine'de kalırsa yine emniyet içindedir;haksız bir fiil
ve cürüm îkaı hallerini, (bu sahîfeyi) tam bir sadakat ve dikkat içinde
muhafaza eden kimseler üzerinde tutacaklardır.