Gözleri görmeyen, ayakları yürümeyen bir adam yol kenarında oturduğu ağacın gölgesinde ellerini açmış büyük bir mutlululuk içinde Rabb'ine dua ederek diyor ki:
-Ey birçok zengine vermediği nimetleri bana veren Rabb'im, ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!..
Oradan geçmekte olan İsa aleyhisselam bu duayı yapan adamın, gözleri görmeyen, ayakları yürümeyen kötürüm biri olduğunu görünce yaklaşıp sorar:
-Ey Allah'ın kulu, senin üzerinde ne nimetler vardır ki 'birçok zengine vermediği nimeti bana veren Rabb'im...' diye dua ediyorsun?
Kapalı gözleriyle sesin geldiği tarafa yönelen adam mutluluk içinde anlatır:
-Rabb'im bana öyle bir kalp vermiştir ki, o kalple O'nu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiştir ki o dille de O'na şükrediyorum. O'nu tanımaktan daha büyük nimet, O'na şükretmekten daha büyük mutluluk olur mu? Halbuki, nice zenginler var ki kalbinde O'nu tanıma sevinci, dilinde de O'na şükretme mutluluğu yoktur. Ama ayakları topal, gözleri kör bu kötürüm adama Rabb'im, nimetin farkına varmayı nasip eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor da:
-Nice zenginlere vermediği nimetini bana veren Rabb'im, Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun.. diye feryat etmekten kendimi alamıyorum.
Kafa gözü kapalı; ama kalp gözü açık olan bu adamın önünde diz çöken İsa aleyhisselam, omuzlarından tutar, dudaklarını yapıştırdığı gözlerinden sevgi ile öper.
Peygamberin dudakları değen gözler anında cam gibi açılır. Şaşıran adam tebessümle baktığı İsa aleyhisselama, 'Sen, der şu ölüleri diriltip hastalara şifalar veren mucizelerin sahibi yüce Peygamber olmayasın?'der.
İsa aleyhisselam: 'Belli olmuyor mu?' deyince 'Gözlerimden belli oldu; ama ayaklarımdan henüz belli değil.' cevabını verir. Bunun üzerine 'Silkinip kalk bakalım, belki ayaklarından da belli olur.' der. Hemen silkinip kalkan adam ayaklarının da düzeldiğini anlayınca ilk sözü şu olur:
-Ey Allah'ın Nebisi, izin ver de sahip olduğum şu eşsiz nimetlerin şükrünü geç kalmadan hemen yapayım, diyerek yere iner ve secdeye kapanarak der ki:
-Ey Rabb'im, Seni tanıyan bir kalple şükreden bir dil nimetinin şükründen acizken şimdi gören bir çift göz, yürüyen iki tane de ayak ihsan ettin, bu nimetlerin şükrünü nasıl ödeyeceğim ben?..
Bu sırada toplanan halk, İsa aleyhisselamın elini öpmek ister. Ancak Allah'ın Nebisi yerde şükür secdesindeki adamı işaret ederek der ki:
-Eli öpülecek insan, sahip olduğu nimetlerin farkına varan işte şu şükür secdesindeki insandır. Onun elini öpün!.. Derler ki,
- Onu secdeye indiren nimetlere bizler doğuştan sahibiz, ama hiç şükretme duygusuna girmedik. İsa aleyhisselamın tarihî cevabı tek cümleden ibaret olur:
- Düşünen insan sahip olduğu nimetlerin farkına varır, düşünmeyen insan da kendini nimetlerden mahrum sanır!.
- Ne dersiniz? Biz de düşünüyor nimetlerin farkına varıyor muyuz, yoksa düşünmüyor, kendimizi nimetlerden mahrum mu sanıyoruz
20-09-2007, 12:03
20-09-2007, 12:14
vay be keşke herkes böyle düşünebilse
20-09-2007, 13:08
YAaa çok uzun Şirinbaba...
20-09-2007, 23:23
"Ey Rabb'im, Seni tanıyan bir kalple şükreden bir dil nimetinin şükründen acizken şimdi gören bir çift göz, yürüyen iki tane de ayak ihsan ettin, bu nimetlerin şükrünü nasıl ödeyeceğim ben?.. "
bizler elimizde olan o kadar şükredilecek durumu göremiyoruz ama :agla1:agla1
bizler elimizde olan o kadar şükredilecek durumu göremiyoruz ama :agla1:agla1
20-09-2007, 23:32
günlük hayatın içinde daha çok sahip olduklarımızı gözümüzün önüne getirmeyizde , sahip olamadıklarımızı görünce çok hayıflanırız...taki bizde olanı bir başkasında olmadığını görene kadar.o zaman şükrederiz bolca.ama belli bir süre sonra yine aynı günlük hayatın içinde akıp gideriz ve sahip olduğumuz o değerlerin kıymetini aklımıza bile getirmeyiz.inşallah hep hatırlayanlardan oluruz
20-09-2007, 23:43
İnşaallah Hüzün*,
İnsanoğlu işte gözü doymak bilmez, bir evim olsun der olunca birde arabam olsun der oda olunca birde yazlığım, kışlığım vb olsun der. Bir dağ olusu altın verseniz 2. bir dağ dolusu altınım niye yok diye hayıflanır.
Ama elimizde olanların nedense kıymetini bilemiyoruz maalesef. Elimizden gittiği zaman kıymetini anlıyoruz sadece. Bir hadisi şerifte 5 şey gelmeden 5 şeyin kıymetini blin denilmiş ama nerde bizde o irade :agla1:zir
İnsanoğlu işte gözü doymak bilmez, bir evim olsun der olunca birde arabam olsun der oda olunca birde yazlığım, kışlığım vb olsun der. Bir dağ olusu altın verseniz 2. bir dağ dolusu altınım niye yok diye hayıflanır.
Ama elimizde olanların nedense kıymetini bilemiyoruz maalesef. Elimizden gittiği zaman kıymetini anlıyoruz sadece. Bir hadisi şerifte 5 şey gelmeden 5 şeyin kıymetini blin denilmiş ama nerde bizde o irade :agla1:zir
20-09-2007, 23:51
evet 5 şey gelmeden o 5 şeyin kıymetini bilmek...insanız , inanç konusunda en güçlü irade de bile bir esneklik mutlaka oluyor.çok farklı bir zamanda yaşıyoruz , bazı değerlerin maalesef çok azınlıkta yaşandığı bir dönem.ve bu dönemde insanın ayağı kaymaya çok müsait ne yazıkki...
20-09-2007, 23:58
Maalesef öyle hüzün* arkadaşım günümüz öyle bir zaman ki, Peygamber efendimiz (SAV) bile sahabi efendilerimize (ra) "siz şimdi farzların 10 da 9 unu yapmazsanız zarardasınız ama öyle bir zaman gelecekki 10 da 1 ini yapan kârdadır" buyurmuştur.
İnşaallah bizlerde o kârlı olanlar içerisinde olabiliriz...
İnşaallah bizlerde o kârlı olanlar içerisinde olabiliriz...
21-09-2007, 00:01
YUSUF BAKIYORUM 4 YILDIZIN VAR 100 MSJ DA BÖYLEMİ OLUYOR
21-09-2007, 00:04
Aa evet yaa hiç farketmemişim 4 yıldız lı olmuşum :zuha:muslim
Hili kızı kıskanır şimdi beni hehehehe
Sizde 2 yıldız olmuşsunuz maşaallah
Hili kızı kıskanır şimdi beni hehehehe
Sizde 2 yıldız olmuşsunuz maşaallah
Sayfa: 1 2