08-02-2009, 23:18
1. İbrahim Suresi’nin İlk Ayeti:
الر آتاب انزلناه اليك لتخرج الناس من الظلمات الي النور باذن ربهم الي صراط العزيز
الحميد
“elif lam ra. kitabun enzelnahu ileyke li tuhrice’n-nâse mine’zzulumâti ile’n-nuri bi izni rabbihim ila sirati’l azizi’l hamid”
Meali: “Elif, lam, ra. (Bu Kur’an) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”
2. İbrahim Suresi’nin Son Ayeti:
هذا بلاغ للناس ولينذروا به وليعلموا انما هو اله واحد وليذآر اولوا الالباب
“hâza belâğun li’n-nâsi ve li yunzeru bihi ve li ya’lemu ennema huve ilâhun vâhidun ve li yezzekkere ulu’l-elbâb”
Meali: “(İşte bu Kur’an), tehlikelere karşı uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek bir tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir bildiridir.” Şimdi İbrahim suresi’nin ilk ve son ayetlerini aşağıdaki kategoriler ışığında madde madde inceleyelim:
Her iki ayetin birinci maddelerine baktığımızda (ilk ayette) “kitab” ve (son ayette) “belağ” kavramları ile karşılaşmaktayız. Bu iki kavram, mana ilişkisi ve bağlam bakımından birbirleriyle bire bir örtüşmektedir. İlk ayette kitap, son ayette de belağ ifadesi, belagat açısından mükemmel bir uyum arz etmektedir. Çünkü genel olarak başlangıçta kitap okunur, işin başında kitap incelenir; üzerinde düşünülür, sonra bir nihai bildiri ve ilan yapılır. Herhangi bir tez veya bir iddia ile ortaya çıkan kişi, önce hazırlayıp getirdiği eseri muhataplarına sunar, bir konuda meydan okuyan kişi de aynı şeyi yapar. İlmi, edebi ve bilimsel ortamlarda ya da sosyal, siyasal ve
diplomatik toplantılarda önce tez ve karşı tezler ileri sürülür. Bunlar tartışmaya ve müzakereye açılır. Fakat tebliğ, diğer bir ifadeyle ilan ise en sona bırakılır. Uzun ve çetin tartışmalar ile kapsamlı müzakerelerden sonra, nihai bir karar alınarak ilan yapılır; sonuç bildirgesi ortaya konur. Kur’an da beşer retoriğini esas almıştır. Çünkü o, tamamen Arap dili ve edebiyatı12 temel zeminine göre hitap şekilleri, anlatım ve ifade biçimlerini kullanmıştır. Evet, anlamlar ilahidir. Ancak bu anlamların içine girdiği formlar, zarf ve kalıplar ise tamamen beşeri ifade şekilleridir. Bu yüzden, ilk ayette “kitap” kavramı son ayette de “belağ” (bildiri/ilan) kavramının yer alması son derece uyumludur.
Bu uyumu yakından görmek için biraz da belağ kelimesinin lügavi anlamlarını hatırlamakta yarar vardır. “Belağ” lügatte, “ulaşmak” anlamına gelen “b-l-ğ” kökünden türeyen bir isimdir. İblağ, tebliğ ve belağ da aynı kökten gelmekte “isal” ve “kifayet” (yeterlilik)13 anlamına gelmektedir. Ayrıca onun “sona ermek”, anlamı da vardır. “Tebliğ” de buradan türemiştir. Aynı kökten gelen “tebellüğ” ise “muradına ulaşmak” demektir. “Belağ”, “ulaşılan arzu, elde edilen talep, sana ulaşan şey, kâfi olan şey” gibi anlamları olan bir isimdir.
“beleğtu’l-mekân” demek, “bir yere ulaşmak” demektir. “beleğati’nnahletu” cümlesi “hurma ağacının meyve verme vakti geldi” anlamını ifade eder. “şey’un baliğ” “güzel ve yeni şey” anlamına gelmektedir. “emrun baliğ”; yerine getirilen, dilediği yere ulaşan iş” demektir. “yeminun baliğe”; “kesin (müekked) yemin” demektir. Ayrıca onun Arap şiirindeki kullanımlarında güç, cesaret ve kuvvet anlamını çağrıştıran manalara da rastlanır.
--
alıntı yapılan kaynak:
İBRAHİM SURESİ’NİN İLK VE SON AYETİ
ARASINDAKİ BELAĞÎ UYUM
(The Eloquency Concordance of the First and Last Verses
of the Sura of Ibrahim)
Gıyasettin ARSLAN
الر آتاب انزلناه اليك لتخرج الناس من الظلمات الي النور باذن ربهم الي صراط العزيز
الحميد
“elif lam ra. kitabun enzelnahu ileyke li tuhrice’n-nâse mine’zzulumâti ile’n-nuri bi izni rabbihim ila sirati’l azizi’l hamid”
Meali: “Elif, lam, ra. (Bu Kur’an) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”
2. İbrahim Suresi’nin Son Ayeti:
هذا بلاغ للناس ولينذروا به وليعلموا انما هو اله واحد وليذآر اولوا الالباب
“hâza belâğun li’n-nâsi ve li yunzeru bihi ve li ya’lemu ennema huve ilâhun vâhidun ve li yezzekkere ulu’l-elbâb”
Meali: “(İşte bu Kur’an), tehlikelere karşı uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek bir tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir bildiridir.” Şimdi İbrahim suresi’nin ilk ve son ayetlerini aşağıdaki kategoriler ışığında madde madde inceleyelim:
Her iki ayetin birinci maddelerine baktığımızda (ilk ayette) “kitab” ve (son ayette) “belağ” kavramları ile karşılaşmaktayız. Bu iki kavram, mana ilişkisi ve bağlam bakımından birbirleriyle bire bir örtüşmektedir. İlk ayette kitap, son ayette de belağ ifadesi, belagat açısından mükemmel bir uyum arz etmektedir. Çünkü genel olarak başlangıçta kitap okunur, işin başında kitap incelenir; üzerinde düşünülür, sonra bir nihai bildiri ve ilan yapılır. Herhangi bir tez veya bir iddia ile ortaya çıkan kişi, önce hazırlayıp getirdiği eseri muhataplarına sunar, bir konuda meydan okuyan kişi de aynı şeyi yapar. İlmi, edebi ve bilimsel ortamlarda ya da sosyal, siyasal ve
diplomatik toplantılarda önce tez ve karşı tezler ileri sürülür. Bunlar tartışmaya ve müzakereye açılır. Fakat tebliğ, diğer bir ifadeyle ilan ise en sona bırakılır. Uzun ve çetin tartışmalar ile kapsamlı müzakerelerden sonra, nihai bir karar alınarak ilan yapılır; sonuç bildirgesi ortaya konur. Kur’an da beşer retoriğini esas almıştır. Çünkü o, tamamen Arap dili ve edebiyatı12 temel zeminine göre hitap şekilleri, anlatım ve ifade biçimlerini kullanmıştır. Evet, anlamlar ilahidir. Ancak bu anlamların içine girdiği formlar, zarf ve kalıplar ise tamamen beşeri ifade şekilleridir. Bu yüzden, ilk ayette “kitap” kavramı son ayette de “belağ” (bildiri/ilan) kavramının yer alması son derece uyumludur.
Bu uyumu yakından görmek için biraz da belağ kelimesinin lügavi anlamlarını hatırlamakta yarar vardır. “Belağ” lügatte, “ulaşmak” anlamına gelen “b-l-ğ” kökünden türeyen bir isimdir. İblağ, tebliğ ve belağ da aynı kökten gelmekte “isal” ve “kifayet” (yeterlilik)13 anlamına gelmektedir. Ayrıca onun “sona ermek”, anlamı da vardır. “Tebliğ” de buradan türemiştir. Aynı kökten gelen “tebellüğ” ise “muradına ulaşmak” demektir. “Belağ”, “ulaşılan arzu, elde edilen talep, sana ulaşan şey, kâfi olan şey” gibi anlamları olan bir isimdir.
“beleğtu’l-mekân” demek, “bir yere ulaşmak” demektir. “beleğati’nnahletu” cümlesi “hurma ağacının meyve verme vakti geldi” anlamını ifade eder. “şey’un baliğ” “güzel ve yeni şey” anlamına gelmektedir. “emrun baliğ”; yerine getirilen, dilediği yere ulaşan iş” demektir. “yeminun baliğe”; “kesin (müekked) yemin” demektir. Ayrıca onun Arap şiirindeki kullanımlarında güç, cesaret ve kuvvet anlamını çağrıştıran manalara da rastlanır.
--
alıntı yapılan kaynak:
İBRAHİM SURESİ’NİN İLK VE SON AYETİ
ARASINDAKİ BELAĞÎ UYUM
(The Eloquency Concordance of the First and Last Verses
of the Sura of Ibrahim)
Gıyasettin ARSLAN