<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[KONUSUR FORUM | islami ilimler, dini ve genel kültür, edebiyat ve paylaşım ortamı - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.konusur.com/</link>
		<description><![CDATA[KONUSUR FORUM | islami ilimler, dini ve genel kültür, edebiyat ve paylaşım ortamı - http://www.konusur.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 09:24:39 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[kuran da fıkıh kavramı]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2713</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:55:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2713</guid>
			<description><![CDATA[&#8220;Fıkıh&#8221; kelimesinin türevleri Kurân-ı Kerimde 20 (yirmi) yerde geçer ve bu yerlerin hepsinde fıkıh, mastar ya da isim olarak değil de, muzari fiil olarak kullanılır. <br />
<br />
Bu durum, çok açık olmasa da, &#8220;fıkıh&#8221; kavramındaki anlama ve kavrama özelliğinin sürekli yenilenen bir anlama olduğuna işaret ediyor olabilir. Çünkü fiil ve özellikle de muzari fiil / geniş zaman, teceddüde/yenilenmeye delalet eder.<br />
<br />
&#8220;Fıkıh&#8221; mutlak olarak kullanıldığında ondan öncelikle &#8220;Din&#8221; in kavranılması anlaşıldığına göre bununla, dini anlamanın son bulmayacağına ve sürekli yenileneceğine işaret edilmiş olmalıdır. Bu durumun, fıkhın ana özelliklerinden biri oluğunu söyleyebiliriz. Yani fıkıh bir kez anlaşılıp kitaplara geçen bilgiler değil, yerine ve zamanına göre sürekli oluşan ve yenilenen bir bilgidir. Elbette buna bağlı olarak fakîh de fıkıh kitaplarındaki malumatı ezberleyen değil, yaşadığı şartların gerektirdiği dini bilgiyi, &#8220;Kelam&#8221;ın yorumuyla, yerinde ve zamanında üretebilen âlimdir.<br />
<br />
Fıkıh kelimesinin Kurân-ı Kerim&#8217;deki kullanılışına baktığımızda onun, ya genel olarak anlama, ya da sözü anlama manasında olduğunu görürüz. Bu söz, Allah&#8217;ın kelamı, ya da peygamberlerin getirdikleri mesajlardır. Fıkhın geçtiği ayetler aşağıda mealini vereceğimiz ayetlerdir ve bu ayetlerdeki fıkıh kelimesini meallerinde, ne yazık ki, hep anlama ile karşılamak zorunda kalacağız:<br />
<br />
&#8220;Şu kavme ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!&#8221; (Nisâ<br />
4/78). &#8220;Biz onların kalplerini mühürledik, artık senden duyduklarını anlamazlar&#8221;<br />
<br />
(En&#8217;âm 6/25). &#8220;Baksanıza, anlasınlar diye ayetleri nasıl bol bol<br />
gösteriyoruz&#8230;&#8221; (En&#8217;âm 6/65, 98). <br />
<br />
Bu son ayetteki ifade fıkıhta, pek çok delilden hareketle sonuca varmak gibi bir mananın da bulunduğunu gösterir. Aslında burada zikri geçen ayetler, kevnî ayetlerdir. Oysa fıkhın kelamı anlamak olduğunu söylüyoruz. Bu durumda denebilir ki, kevnî ayetleri, kısaca varlığı tanımadan, kelamı anlamak mümkün değildir.<br />
<br />
&#8220;Onların kalpleri var ama bu kalplerle anlamıyorlar&#8221; (A&#8217;râf 7/179).<br />
&#8220;İnanmıyorlar, çünkü anlamıyorlar&#8221; (Enfâl 8/65). &#8220;De ki, eğer anlasanız<br />
Cehennem ateşinin daha şiddetli olduğunu bilirsiniz&#8221; (Tevbe 9/81). <br />
<br />
&#8220;Kalpleri mühürlenmiştir, artık anlamazlar&#8221;(Tevbe 9/87) &#8220;Her fırkadan bir grup insan, dinde Tefakkuh için çıkmalı değil mi?&#8221; (Tevbe 9/122). &#8220;Anlamayan bir millet olmaları sebebiyle Allah onların kalplerini saptırdı&#8221; (Tevbe 9127). &#8220;Dediler ki, Şuayb, biz senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz&#8221;<br />
<br />
(Hûd 11/91) &#8220;Her şey Allah&#8217;ı tespih ediyor, ancak siz onların tespihini<br />
anlamıyorsunuz&#8221; (İsrâ 17/44). &#8220;Kalplerine perde, kulaklarına ağırlık koyduk, artık bunu anlamazlar&#8221; (İsrâ 17/46; Kehf 18/57). &#8220;Orada neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldular&#8221; (Kehf 18/93). <br />
<br />
&#8220;Musa dedi ki, Ya Rab! Dilimin bağını çöz ki, dediğimi anlasınlar&#8221; (Tâ-Hâ 20/25). &#8220;Onlar çok az anlayabilirler&#8221; (Fetih 48/15). &#8220;Allah&#8217;tan daha çok sizden korkarlar, çünkü anlamayan bir kavimdirler&#8221; (Haşr 59/13). <br />
<br />
<br />
&#8220;İmandan sonra kâfir oldular da kalpleri mühürlendi, artık anlamazlar&#8221; (Münafikûn 63/3).<br />
<br />
&#8220;Münafıklar anlamazlar&#8221; (Münafikûn 63/7)<br />
---<br />
usul dergisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[&#8220;Fıkıh&#8221; kelimesinin türevleri Kurân-ı Kerimde 20 (yirmi) yerde geçer ve bu yerlerin hepsinde fıkıh, mastar ya da isim olarak değil de, muzari fiil olarak kullanılır. <br />
<br />
Bu durum, çok açık olmasa da, &#8220;fıkıh&#8221; kavramındaki anlama ve kavrama özelliğinin sürekli yenilenen bir anlama olduğuna işaret ediyor olabilir. Çünkü fiil ve özellikle de muzari fiil / geniş zaman, teceddüde/yenilenmeye delalet eder.<br />
<br />
&#8220;Fıkıh&#8221; mutlak olarak kullanıldığında ondan öncelikle &#8220;Din&#8221; in kavranılması anlaşıldığına göre bununla, dini anlamanın son bulmayacağına ve sürekli yenileneceğine işaret edilmiş olmalıdır. Bu durumun, fıkhın ana özelliklerinden biri oluğunu söyleyebiliriz. Yani fıkıh bir kez anlaşılıp kitaplara geçen bilgiler değil, yerine ve zamanına göre sürekli oluşan ve yenilenen bir bilgidir. Elbette buna bağlı olarak fakîh de fıkıh kitaplarındaki malumatı ezberleyen değil, yaşadığı şartların gerektirdiği dini bilgiyi, &#8220;Kelam&#8221;ın yorumuyla, yerinde ve zamanında üretebilen âlimdir.<br />
<br />
Fıkıh kelimesinin Kurân-ı Kerim&#8217;deki kullanılışına baktığımızda onun, ya genel olarak anlama, ya da sözü anlama manasında olduğunu görürüz. Bu söz, Allah&#8217;ın kelamı, ya da peygamberlerin getirdikleri mesajlardır. Fıkhın geçtiği ayetler aşağıda mealini vereceğimiz ayetlerdir ve bu ayetlerdeki fıkıh kelimesini meallerinde, ne yazık ki, hep anlama ile karşılamak zorunda kalacağız:<br />
<br />
&#8220;Şu kavme ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!&#8221; (Nisâ<br />
4/78). &#8220;Biz onların kalplerini mühürledik, artık senden duyduklarını anlamazlar&#8221;<br />
<br />
(En&#8217;âm 6/25). &#8220;Baksanıza, anlasınlar diye ayetleri nasıl bol bol<br />
gösteriyoruz&#8230;&#8221; (En&#8217;âm 6/65, 98). <br />
<br />
Bu son ayetteki ifade fıkıhta, pek çok delilden hareketle sonuca varmak gibi bir mananın da bulunduğunu gösterir. Aslında burada zikri geçen ayetler, kevnî ayetlerdir. Oysa fıkhın kelamı anlamak olduğunu söylüyoruz. Bu durumda denebilir ki, kevnî ayetleri, kısaca varlığı tanımadan, kelamı anlamak mümkün değildir.<br />
<br />
&#8220;Onların kalpleri var ama bu kalplerle anlamıyorlar&#8221; (A&#8217;râf 7/179).<br />
&#8220;İnanmıyorlar, çünkü anlamıyorlar&#8221; (Enfâl 8/65). &#8220;De ki, eğer anlasanız<br />
Cehennem ateşinin daha şiddetli olduğunu bilirsiniz&#8221; (Tevbe 9/81). <br />
<br />
&#8220;Kalpleri mühürlenmiştir, artık anlamazlar&#8221;(Tevbe 9/87) &#8220;Her fırkadan bir grup insan, dinde Tefakkuh için çıkmalı değil mi?&#8221; (Tevbe 9/122). &#8220;Anlamayan bir millet olmaları sebebiyle Allah onların kalplerini saptırdı&#8221; (Tevbe 9127). &#8220;Dediler ki, Şuayb, biz senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz&#8221;<br />
<br />
(Hûd 11/91) &#8220;Her şey Allah&#8217;ı tespih ediyor, ancak siz onların tespihini<br />
anlamıyorsunuz&#8221; (İsrâ 17/44). &#8220;Kalplerine perde, kulaklarına ağırlık koyduk, artık bunu anlamazlar&#8221; (İsrâ 17/46; Kehf 18/57). &#8220;Orada neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldular&#8221; (Kehf 18/93). <br />
<br />
&#8220;Musa dedi ki, Ya Rab! Dilimin bağını çöz ki, dediğimi anlasınlar&#8221; (Tâ-Hâ 20/25). &#8220;Onlar çok az anlayabilirler&#8221; (Fetih 48/15). &#8220;Allah&#8217;tan daha çok sizden korkarlar, çünkü anlamayan bir kavimdirler&#8221; (Haşr 59/13). <br />
<br />
<br />
&#8220;İmandan sonra kâfir oldular da kalpleri mühürlendi, artık anlamazlar&#8221; (Münafikûn 63/3).<br />
<br />
&#8220;Münafıklar anlamazlar&#8221; (Münafikûn 63/7)<br />
---<br />
usul dergisi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[fıkıh kaynakları]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2712</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:50:28 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2712</guid>
			<description><![CDATA[Fıkıh ilminin Kaynakları        <br />
İslam hukukunun kaynaklarını daha ileride ele alacağız.  Burada üzerinde duracağımız konu, metotları ve hedefleri itibariyle birbirinden farklı oldukları halde, hepsi birden İslam hukukunu incelemeye, anlatmaya, yorumlama ve açıklamaya ait  kitabların çeşitleri ve her çeşidin tipik örnekleridir.  <br />
<br />
1-Fıkıh usulü kitapları: <br />
 <br />
İslam hukukunun metodolojisi ve felsefesini vermeye yönelmiş bulunan bu kitaplar, fıkıh tarihinin ilk devirlerinde oluşmaya başlamış, ikinci hicret asrının başlarından itibaren de yazılmıştır.  Bugün elimizde bulunan en eski usul kitabı İmam Şâfiî&#8217;nin &#8216;er-Risale&#8217;sidir.<br />
 <br />
Fıkh usulü konusunda yazılmış eserler içerisinde eskilerden Gazâlî&#8217;nin &#8216;el-Mustasfa&#8217;sı, Âmidî&#8217;nin &#8216;el-İhkâm fî usûl&#8217;il-ahkâm&#8217;ı, İbni Kayyim&#8217;in &#8216;İ&#8217;lâm&#8217;ül-müvakkıîn&#8217;i, Şâtıbî&#8217;nin &#8216;el-Muvafakât&#8217;ı, Sadr&#8217;üş-Şerîa&#8217;nın &#8216;et-Tavdîh&#8217;i önemlidir. <br />
<br />
Zamanımız  yazarlarından Vehbe ez-Zuhaylî, M.  Ebu Zehra, Abdülkerim Zeydan, Zekiyyüddin Şaban ve Fahrettin Atar&#8217;ın Fıkıh Usulüne dâir kitapları güzel çalışmalardır.<br />
<br />
2-Füru kitapları: <br />
 <br />
Burada fürudan maksad, usul kaidelerine göre kaynaklardan çıkarılıp ortaya konan ibadet ve hukuk bilgileri, hüküm ve kaideleridir.  Füru kitaplarını muhtevaları bakımından dört guruba ayırmak mümkündür: <br />
<br />
a) Yalnız bir mezhebin görüşleri esas alınarak yazılan, fakat delillere yer vermeyen kitaplar: Mesela Mevsılî&#8217;nin &#8216;el-İhtiyar&#8217;ı, Halebî&#8217;nin &#8216;Mültekâ&#8217;sı gibi.  Bu kitaplar Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. <br />
b) Tek mezhebe göre fakat delilleri de verilerek yazılan kitaplar: Mesela Merğınânî&#8217;nin &#8216;el-Hidaye&#8217; ve Şirazî&#8217;nin &#8216;el-Mühezzeb&#8217; adlı eserleri gibi.  Birinci kitap Hanefî, ikinci kitap Şâfiî mezhebine göre yazılmıştır.<br />
 <br />
c) Delilsiz, fakat birden fazla mezhebin görüşüne yer verilerek yazılan füru kitapları.  Mesela bir hey&#8217;et tarafından yazılan ve Türkçeye de çevrilen &#8216;Dört  mezhebin fıkıh  kitabı&#8217;, Ömer Nasuhi Bilmen&#8217;in &#8216;Hukuk-u  İslamiye ve Istılâhât-ı Fıkhıyye Kamusu&#8217; böyledir. <br />
<br />
d) Birden fazla mezhebin ictihatlarına, görüşlerine delilleri ile birlikte yer veren furu kitapları: Mesela İbni Kudâme&#8217;nin &#8216;el-Muğnî&#8217;, İbni Hazm&#8217;ın &#8216;el-Muhalla&#8217;, Vehbe ez-Zuhaylî&#8217;nin &#8216;el-Fıkh-ül İslamî ve Edilletühu&#8217; (Fıkıh Ansiklapedisi&#8217; adıyle on  cilt olarak türkçeye çevrildi. )  isimli kitapları böyledir. <br />
<br />
Zamanımız müelliflerinden  Hayrettin Karaman&#8217;ın &#8216;Mukayeseli İslam Hukuku&#8217;, Hamdi Döndüren&#8217;in &#8216;Delilleriyle İslam Hukuku&#8217;, &#8216;Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali&#8217;, Abdülkadir Udeh&#8217;in  &#8216;et-Teşrîu&#8217;l Cinai&#8217;l İslamî (İslam ceza  hukuku) , M. Hamidullah&#8217;ın &#8216;İslamda devlet  idaresi&#8217;, M.  Zerga&#8217;nın &#8216;el-Fıkhü&#8217;l-İslamî fî Sevbihi&#8217;l Cedîd&#8217; (Çağdaş Yaklaşımla İslam Hukuku, Servet Armağan)  adlı eserleri önemli çalışmalardır.<br />
<br />
3-Fetva Kitapları:<br />
<br />
Bunlardan çoğu şeyhulislamlara ve müftilere âittir.  Bu kitapların özelliği, yazarın kendi zamanında meydana gelen olaylara ağırlık vermesi, soru cevap şeklinde yazılmış olması, çeşitli ictihat ve görüşlerden birini ihtiva etmesidir.  Mesela Fetevâ-i  Hindiyye, Fetevâ-i Ebussuud, Fetevâ-i Ali Efendi gibi.  Bunların üçü de türkçeye çevrilmiştir.<br />
<br />
4-Hikmet ve Teşrî Kitapları:<br />
<br />
Genel olarak İslam hukukunun dayandığı temel düşünceyi, hususî olarak da hükmün hikmet ve felsefesini ortaya koymak  maksadı ile yazılan eserlere &#8216;Hikmet-i Teşrî&#8217; kitapları denmektedir.  Mesela Şah Veliyyullah ed-Dehlevî&#8217;nin &#8216;Huccetüllahi&#8217;l Baliğa&#8217;sı, Gazalî&#8217;nin &#8216;İhya&#8217;sı bu türün seçkin örnekleridir.  Süleyman Uludağ&#8217;ın &#8216;İslamda Emir ve Yasakların Hikmetleri&#8217; adlı eseri de güzel bir çalışmadır.<br />
<br />
5-Ahkâmü&#8217;s Sultaniyye ve Siyaset&#8217;i Şer&#8217;iyye kitapları:<br />
<br />
<br />
Anayasa, idare ve kısmen ceza hukukunu konu alan kitaplardır.  Mesela Mâverdî ve Ebu Ya&#8217;la&#8217;nın &#8216;Ahkam&#8217;üs-Sultaniyye&#8217; adlı eserleri, İbni Kayyim&#8217;in &#8216;Turuku&#8217;l Hükmiyye&#8217;si gibi.  Nebhan&#8217;ın &#8216;İslam Anayasa ve İdare Hukukunun Genel Esasları&#8217; adlı eseri de kapsamlı bir çalışmadır.<br />
<br />
6-Edebül-Kâdî:<br />
<br />
Bu tür eserlerde muhakeme usulü işlenmiştir.  Tarablusî&#8217;nin &#8216;Muînül-Hukkam&#8217;ı ve günümüz yazarlarından Abdülaziz Bayındır&#8217;ın &#8216;İslam Muhakeme Hukuku&#8217; adlı eserleri örnek olarak verilebilir.<br />
<br />
7-El-Eşbah ve&#8217;n Nezâir kitapları:<br />
<br />
Bu tür eserlere &#8216;el-kavaid&#8217; ve &#8216;el-furuk&#8217; isimleri de verilmektedir.  Bu eserlerde genel kaidelere ve nazariyelere yer verilmiştir.  Mesela Karafî&#8217;nin &#8216;el-Furuk&#8217;u, İbni Nüceym&#8217;in &#8216;el-Eşbah ve&#8217;n Nazair&#8217;i gibi. <br />
Fıkıhla ilgili  daha başka türlerde de kitaplar yazılmıştır.  Biz bu kadarı ile yetiniyoruz.  <br />
<br />
cemal nar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Fıkıh ilminin Kaynakları        <br />
İslam hukukunun kaynaklarını daha ileride ele alacağız.  Burada üzerinde duracağımız konu, metotları ve hedefleri itibariyle birbirinden farklı oldukları halde, hepsi birden İslam hukukunu incelemeye, anlatmaya, yorumlama ve açıklamaya ait  kitabların çeşitleri ve her çeşidin tipik örnekleridir.  <br />
<br />
1-Fıkıh usulü kitapları: <br />
 <br />
İslam hukukunun metodolojisi ve felsefesini vermeye yönelmiş bulunan bu kitaplar, fıkıh tarihinin ilk devirlerinde oluşmaya başlamış, ikinci hicret asrının başlarından itibaren de yazılmıştır.  Bugün elimizde bulunan en eski usul kitabı İmam Şâfiî&#8217;nin &#8216;er-Risale&#8217;sidir.<br />
 <br />
Fıkh usulü konusunda yazılmış eserler içerisinde eskilerden Gazâlî&#8217;nin &#8216;el-Mustasfa&#8217;sı, Âmidî&#8217;nin &#8216;el-İhkâm fî usûl&#8217;il-ahkâm&#8217;ı, İbni Kayyim&#8217;in &#8216;İ&#8217;lâm&#8217;ül-müvakkıîn&#8217;i, Şâtıbî&#8217;nin &#8216;el-Muvafakât&#8217;ı, Sadr&#8217;üş-Şerîa&#8217;nın &#8216;et-Tavdîh&#8217;i önemlidir. <br />
<br />
Zamanımız  yazarlarından Vehbe ez-Zuhaylî, M.  Ebu Zehra, Abdülkerim Zeydan, Zekiyyüddin Şaban ve Fahrettin Atar&#8217;ın Fıkıh Usulüne dâir kitapları güzel çalışmalardır.<br />
<br />
2-Füru kitapları: <br />
 <br />
Burada fürudan maksad, usul kaidelerine göre kaynaklardan çıkarılıp ortaya konan ibadet ve hukuk bilgileri, hüküm ve kaideleridir.  Füru kitaplarını muhtevaları bakımından dört guruba ayırmak mümkündür: <br />
<br />
a) Yalnız bir mezhebin görüşleri esas alınarak yazılan, fakat delillere yer vermeyen kitaplar: Mesela Mevsılî&#8217;nin &#8216;el-İhtiyar&#8217;ı, Halebî&#8217;nin &#8216;Mültekâ&#8217;sı gibi.  Bu kitaplar Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. <br />
b) Tek mezhebe göre fakat delilleri de verilerek yazılan kitaplar: Mesela Merğınânî&#8217;nin &#8216;el-Hidaye&#8217; ve Şirazî&#8217;nin &#8216;el-Mühezzeb&#8217; adlı eserleri gibi.  Birinci kitap Hanefî, ikinci kitap Şâfiî mezhebine göre yazılmıştır.<br />
 <br />
c) Delilsiz, fakat birden fazla mezhebin görüşüne yer verilerek yazılan füru kitapları.  Mesela bir hey&#8217;et tarafından yazılan ve Türkçeye de çevrilen &#8216;Dört  mezhebin fıkıh  kitabı&#8217;, Ömer Nasuhi Bilmen&#8217;in &#8216;Hukuk-u  İslamiye ve Istılâhât-ı Fıkhıyye Kamusu&#8217; böyledir. <br />
<br />
d) Birden fazla mezhebin ictihatlarına, görüşlerine delilleri ile birlikte yer veren furu kitapları: Mesela İbni Kudâme&#8217;nin &#8216;el-Muğnî&#8217;, İbni Hazm&#8217;ın &#8216;el-Muhalla&#8217;, Vehbe ez-Zuhaylî&#8217;nin &#8216;el-Fıkh-ül İslamî ve Edilletühu&#8217; (Fıkıh Ansiklapedisi&#8217; adıyle on  cilt olarak türkçeye çevrildi. )  isimli kitapları böyledir. <br />
<br />
Zamanımız müelliflerinden  Hayrettin Karaman&#8217;ın &#8216;Mukayeseli İslam Hukuku&#8217;, Hamdi Döndüren&#8217;in &#8216;Delilleriyle İslam Hukuku&#8217;, &#8216;Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali&#8217;, Abdülkadir Udeh&#8217;in  &#8216;et-Teşrîu&#8217;l Cinai&#8217;l İslamî (İslam ceza  hukuku) , M. Hamidullah&#8217;ın &#8216;İslamda devlet  idaresi&#8217;, M.  Zerga&#8217;nın &#8216;el-Fıkhü&#8217;l-İslamî fî Sevbihi&#8217;l Cedîd&#8217; (Çağdaş Yaklaşımla İslam Hukuku, Servet Armağan)  adlı eserleri önemli çalışmalardır.<br />
<br />
3-Fetva Kitapları:<br />
<br />
Bunlardan çoğu şeyhulislamlara ve müftilere âittir.  Bu kitapların özelliği, yazarın kendi zamanında meydana gelen olaylara ağırlık vermesi, soru cevap şeklinde yazılmış olması, çeşitli ictihat ve görüşlerden birini ihtiva etmesidir.  Mesela Fetevâ-i  Hindiyye, Fetevâ-i Ebussuud, Fetevâ-i Ali Efendi gibi.  Bunların üçü de türkçeye çevrilmiştir.<br />
<br />
4-Hikmet ve Teşrî Kitapları:<br />
<br />
Genel olarak İslam hukukunun dayandığı temel düşünceyi, hususî olarak da hükmün hikmet ve felsefesini ortaya koymak  maksadı ile yazılan eserlere &#8216;Hikmet-i Teşrî&#8217; kitapları denmektedir.  Mesela Şah Veliyyullah ed-Dehlevî&#8217;nin &#8216;Huccetüllahi&#8217;l Baliğa&#8217;sı, Gazalî&#8217;nin &#8216;İhya&#8217;sı bu türün seçkin örnekleridir.  Süleyman Uludağ&#8217;ın &#8216;İslamda Emir ve Yasakların Hikmetleri&#8217; adlı eseri de güzel bir çalışmadır.<br />
<br />
5-Ahkâmü&#8217;s Sultaniyye ve Siyaset&#8217;i Şer&#8217;iyye kitapları:<br />
<br />
<br />
Anayasa, idare ve kısmen ceza hukukunu konu alan kitaplardır.  Mesela Mâverdî ve Ebu Ya&#8217;la&#8217;nın &#8216;Ahkam&#8217;üs-Sultaniyye&#8217; adlı eserleri, İbni Kayyim&#8217;in &#8216;Turuku&#8217;l Hükmiyye&#8217;si gibi.  Nebhan&#8217;ın &#8216;İslam Anayasa ve İdare Hukukunun Genel Esasları&#8217; adlı eseri de kapsamlı bir çalışmadır.<br />
<br />
6-Edebül-Kâdî:<br />
<br />
Bu tür eserlerde muhakeme usulü işlenmiştir.  Tarablusî&#8217;nin &#8216;Muînül-Hukkam&#8217;ı ve günümüz yazarlarından Abdülaziz Bayındır&#8217;ın &#8216;İslam Muhakeme Hukuku&#8217; adlı eserleri örnek olarak verilebilir.<br />
<br />
7-El-Eşbah ve&#8217;n Nezâir kitapları:<br />
<br />
Bu tür eserlere &#8216;el-kavaid&#8217; ve &#8216;el-furuk&#8217; isimleri de verilmektedir.  Bu eserlerde genel kaidelere ve nazariyelere yer verilmiştir.  Mesela Karafî&#8217;nin &#8216;el-Furuk&#8217;u, İbni Nüceym&#8217;in &#8216;el-Eşbah ve&#8217;n Nazair&#8217;i gibi. <br />
Fıkıhla ilgili  daha başka türlerde de kitaplar yazılmıştır.  Biz bu kadarı ile yetiniyoruz.  <br />
<br />
cemal nar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[modern nedir?]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2711</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:38:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2711</guid>
			<description><![CDATA[modern bence birbirine benzeyen demektir. birbirlerine benzeyenler modern, onlara benzemeyenler modern olmayan oluyor. hal böyleyken benim tanımım:<br />
<br />
belli bir zümrenin belirlediği standartlara uyanlara modern denir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[modern bence birbirine benzeyen demektir. birbirlerine benzeyenler modern, onlara benzemeyenler modern olmayan oluyor. hal böyleyken benim tanımım:<br />
<br />
belli bir zümrenin belirlediği standartlara uyanlara modern denir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[everest yayınları özel baskı özel fiyat]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2710</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:29:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2710</guid>
			<description><![CDATA[everst yayınevi özel baskı adı altında kitapları normal roman boyutu (standart roman boyutu 135mm x 195mm dir) dan biraz daha küçük şekliyle kitaplarını yeniden basıyor fiyatı da 9,99. duyurulur.<br />
<br />
buket uzuner ve orhan kemal in kitapları buradan yayınlanıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[everst yayınevi özel baskı adı altında kitapları normal roman boyutu (standart roman boyutu 135mm x 195mm dir) dan biraz daha küçük şekliyle kitaplarını yeniden basıyor fiyatı da 9,99. duyurulur.<br />
<br />
buket uzuner ve orhan kemal in kitapları buradan yayınlanıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AşkName Özeti - İskender Pala]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2709</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:26:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2709</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
tanıtımından:<br />
--<br />
Aşk, uyumadan önceki son şey, uyandığı zamanki ilk şeydir.br Peki böyle midir?!..br İnsanlık tarihinin en eski konusu... Ve İskender Pala nın nefis anlatımı...br Aşkın kutsallığını, ayrılığın ve kavuşmanın anlamını, insanın aşka düşünce çektiği acıları, aşka düşen şairlerin dilinden dizelerle süsleyen İskender Pala, aşkı sadece kavuşmak olarak anlayanlara, aşkın tükenmeyen bir duygu olduğunu, beklemenin, özlemenin de aşka dair olduğunu seçkin bir üslupla anlatıyor.br Bundan yıllarca ve yıllarca önce yaşamış bazı şairleri ve onların şiirlerini, bu topraklarda yaşanan acıları ve insana dair en temel duyguyla aşkla yoğuran bu öyküleri, geçmiş zamana tanıklık ederek okuyacak, okurken sarsılacaksınız. Her yüzyıldan bir aşk öyküsü var kitapta. Tek başına okunduğunda her biri bir hüzün yumağı, ama ard arda okunduğunda yüzyıllar akarken değişen anlayışları ve hissedişleri sunan bir aşk tespiti...br Bu kitabı okumadan aşk şudur demek daima yanlış yargı olacaktır.<br />
----<br />
<br />
benden: kitabı yarıda bıraktım. sıktı. iskender pala abi böyle birşey yapmazdı ama hadi hayırlısı. belki de hata bende.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
tanıtımından:<br />
--<br />
Aşk, uyumadan önceki son şey, uyandığı zamanki ilk şeydir.br Peki böyle midir?!..br İnsanlık tarihinin en eski konusu... Ve İskender Pala nın nefis anlatımı...br Aşkın kutsallığını, ayrılığın ve kavuşmanın anlamını, insanın aşka düşünce çektiği acıları, aşka düşen şairlerin dilinden dizelerle süsleyen İskender Pala, aşkı sadece kavuşmak olarak anlayanlara, aşkın tükenmeyen bir duygu olduğunu, beklemenin, özlemenin de aşka dair olduğunu seçkin bir üslupla anlatıyor.br Bundan yıllarca ve yıllarca önce yaşamış bazı şairleri ve onların şiirlerini, bu topraklarda yaşanan acıları ve insana dair en temel duyguyla aşkla yoğuran bu öyküleri, geçmiş zamana tanıklık ederek okuyacak, okurken sarsılacaksınız. Her yüzyıldan bir aşk öyküsü var kitapta. Tek başına okunduğunda her biri bir hüzün yumağı, ama ard arda okunduğunda yüzyıllar akarken değişen anlayışları ve hissedişleri sunan bir aşk tespiti...br Bu kitabı okumadan aşk şudur demek daima yanlış yargı olacaktır.<br />
----<br />
<br />
benden: kitabı yarıda bıraktım. sıktı. iskender pala abi böyle birşey yapmazdı ama hadi hayırlısı. belki de hata bende.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[aralık ayının üyesini seçme zamanı gelmedi mi?]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2708</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:02:28 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2708</guid>
			<description><![CDATA[bence tam vakti, oylama başlamalı. benbu ay baya aktiftim. anlarsınız ya :cool:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[bence tam vakti, oylama başlamalı. benbu ay baya aktiftim. anlarsınız ya :cool:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hasan el benna eserleri - kulliyatı indir]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2707</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:56:09 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2707</guid>
			<description><![CDATA[[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ibn teymiye kitaplığı - eserleri indir]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2706</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:54:53 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2706</guid>
			<description><![CDATA[muhammed ebu zehra tarafından teymiye hakkında yazılmış geniş bir kitap.<br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[muhammed ebu zehra tarafından teymiye hakkında yazılmış geniş bir kitap.<br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[seyyid kutub külliyatı - tüm eserleri indir]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2705</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:53:56 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2705</guid>
			<description><![CDATA[[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[islam ansiklopedisi indir]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2704</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:52:54 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2704</guid>
			<description><![CDATA[TDV islam ansiklopedisi değil MEB islam ansiklopedisi. chm formatındadır, buyurunuz:<br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TDV islam ansiklopedisi değil MEB islam ansiklopedisi. chm formatındadır, buyurunuz:<br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[imam taberi tefsiri indir ve oku]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2703</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:50:10 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2703</guid>
			<description><![CDATA[evet indir ama sonra oku da :)<br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[evet indir ama sonra oku da :)<br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hudai yolu nedir? neresidir? Neden Gündemde?]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2702</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:45:06 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2702</guid>
			<description><![CDATA[kıssa:<br />
aziz mahmud hüdai'nin, bir gün üsküdar'dan beşiktaş'a geçmesi gerekir. hava yağmurlu ve rüzgarlı, deniz dalgalıdır. hiçbir kayıkçı onunla birlikte karşıya geçmeye yanaşmaz. sadece onu tanıyan, değerini bilen bir kayıkçı bunu kabul eder ve yola koyulurlar. onlar ilerledikçe deniz durulur, boğazın dalgaları köpürmesine rağmen, kayığın ilerlediği bölge sütliman olur. sağ salim karşıya varırlar. o kayıkçı, bu olayın ardından uzun süre o yolu kullanır. evliyanın bir kerametidir ki, denizin ortasında dalgadan fırtınadan korunan fakat herkesin de göremediği bir yol meydana gelmiştir. hüdai yolu derler adına, zamanla unutulmuştur.<br />
<br />
hissa: bugünlerde istanbulda üsküdar-sarayburnu hattında yapılan tüpgeçite bu isim verileceği konuşuluyor. eğer olursa çok zarif olur kanaatindeyim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[kıssa:<br />
aziz mahmud hüdai'nin, bir gün üsküdar'dan beşiktaş'a geçmesi gerekir. hava yağmurlu ve rüzgarlı, deniz dalgalıdır. hiçbir kayıkçı onunla birlikte karşıya geçmeye yanaşmaz. sadece onu tanıyan, değerini bilen bir kayıkçı bunu kabul eder ve yola koyulurlar. onlar ilerledikçe deniz durulur, boğazın dalgaları köpürmesine rağmen, kayığın ilerlediği bölge sütliman olur. sağ salim karşıya varırlar. o kayıkçı, bu olayın ardından uzun süre o yolu kullanır. evliyanın bir kerametidir ki, denizin ortasında dalgadan fırtınadan korunan fakat herkesin de göremediği bir yol meydana gelmiştir. hüdai yolu derler adına, zamanla unutulmuştur.<br />
<br />
hissa: bugünlerde istanbulda üsküdar-sarayburnu hattında yapılan tüpgeçite bu isim verileceği konuşuluyor. eğer olursa çok zarif olur kanaatindeyim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bu sene kurban bayramı ne zaman ?]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2701</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:32:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2701</guid>
			<description><![CDATA[2008 yılı kurban bayramı tarihi:<br />
<br />
[/align]<br />
Kurban Bayramı Arefesi Yarım Gün 7 Aralık Pazar<br />
Kurban Bayramı 1. Gün 8 Aralık Pazartesi<br />
Kurban Bayramı 2. Gün 9 Aralık Salı<br />
Kurban Bayramı 3. Gün 10 Aralık Çarşamba<br />
Kurban Bayramı 4. Gün 11 Aralık Perşembe]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[2008 yılı kurban bayramı tarihi:<br />
<br />
[/align]<br />
Kurban Bayramı Arefesi Yarım Gün 7 Aralık Pazar<br />
Kurban Bayramı 1. Gün 8 Aralık Pazartesi<br />
Kurban Bayramı 2. Gün 9 Aralık Salı<br />
Kurban Bayramı 3. Gün 10 Aralık Çarşamba<br />
Kurban Bayramı 4. Gün 11 Aralık Perşembe]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kabeye günübirlik ziyaret - cuma namazını kıl geri dön]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2700</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:30:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2700</guid>
			<description><![CDATA[Şirket yetkilileri turun programını şöyle anlatıyor: &#8220;Perşembe günü akşam 20.00&#8217;de Atatürk Havalimanı&#8217;ndan Cidde Havaalanı&#8217;na hareket ediliyor. Saat 23.15&#8217;de Cidde Havaalanı&#8217;nda oluyorsunuz. Gece saat 02.00&#8217;de Mekke&#8217;ye varıyorsunuz. 03.00 ile 04.00 arası umrede oluyorsunuz. Sabah 05.00&#8217;de sabah namazı kılınıyor. Sabah 06.00&#8217;da otele girip 11.00&#8217;e kadar dinleniyorsunuz. 11.00&#8217;de Harem-i Şerif&#8217;e cuma namazı için gidiyorsunuz. Öğlen saat 13.00&#8217;de cuma namazı ve veda tavafı yapıyorsunuz. <br />
<br />
14.00&#8217;te Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hareket ediyorsunuz. Akşam 19.00&#8217;da Medine&#8217;ye varıyorsunuz. 19.30&#8217;da yatsı namazı ziyareti var. Akşam 22.00&#8217;da Medine&#8217;de akşam yemeği yiyorsunuz. Gece 01.00&#8217;de İstanbul&#8217;a dönüyorsunuz.&#8221; <br />
<br />
Şirket yetkilileri, bu hizmetin daha önce bireysel olarak verildiğini ancak yoğun talep üzerine Mayıs ayından itibaren gruplar halinde günübirlik Cuma namazı turlarının başlayacağını açıkladı. Fiyat ise <br />
777 euro.<br />
<br />
--buraya kadar ilginç, burdan sonrası daha garip. turu düzenleyen şirken gamze özçelik denilen insan yavrusu ile sevgilisi imiş. şirketinin adı da ottoman group imiş.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Şirket yetkilileri turun programını şöyle anlatıyor: &#8220;Perşembe günü akşam 20.00&#8217;de Atatürk Havalimanı&#8217;ndan Cidde Havaalanı&#8217;na hareket ediliyor. Saat 23.15&#8217;de Cidde Havaalanı&#8217;nda oluyorsunuz. Gece saat 02.00&#8217;de Mekke&#8217;ye varıyorsunuz. 03.00 ile 04.00 arası umrede oluyorsunuz. Sabah 05.00&#8217;de sabah namazı kılınıyor. Sabah 06.00&#8217;da otele girip 11.00&#8217;e kadar dinleniyorsunuz. 11.00&#8217;de Harem-i Şerif&#8217;e cuma namazı için gidiyorsunuz. Öğlen saat 13.00&#8217;de cuma namazı ve veda tavafı yapıyorsunuz. <br />
<br />
14.00&#8217;te Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hareket ediyorsunuz. Akşam 19.00&#8217;da Medine&#8217;ye varıyorsunuz. 19.30&#8217;da yatsı namazı ziyareti var. Akşam 22.00&#8217;da Medine&#8217;de akşam yemeği yiyorsunuz. Gece 01.00&#8217;de İstanbul&#8217;a dönüyorsunuz.&#8221; <br />
<br />
Şirket yetkilileri, bu hizmetin daha önce bireysel olarak verildiğini ancak yoğun talep üzerine Mayıs ayından itibaren gruplar halinde günübirlik Cuma namazı turlarının başlayacağını açıkladı. Fiyat ise <br />
777 euro.<br />
<br />
--buraya kadar ilginç, burdan sonrası daha garip. turu düzenleyen şirken gamze özçelik denilen insan yavrusu ile sevgilisi imiş. şirketinin adı da ottoman group imiş.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kuran ı kerim indir]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2699</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:21:40 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2699</guid>
			<description><![CDATA[Boyut: 3,86 MB<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Boyut: 3,86 MB<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[islam tarihi ve medeniyet çalışmaları]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2698</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:10:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2698</guid>
			<description><![CDATA[CUMHURİYET DÖNEMİ (1923-2001)<br />
İSLAM TARİHİ ve MEDENİYETİ ÇALIŞMALARI<br />
(BİR BİBLİYOGRAFYA DENEMESİ)<br />
Hazõrlayan:<br />
Doç. Dr. Adnan DEMİRCAN<br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[CUMHURİYET DÖNEMİ (1923-2001)<br />
İSLAM TARİHİ ve MEDENİYETİ ÇALIŞMALARI<br />
(BİR BİBLİYOGRAFYA DENEMESİ)<br />
Hazõrlayan:<br />
Doç. Dr. Adnan DEMİRCAN<br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[islam alimleri ansiklopedisi indir]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2697</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:07:16 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2697</guid>
			<description><![CDATA[İslam Alimleri Ansiklopedisi 4 Cilt<br />
10.6 mb indir<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İslam Alimleri Ansiklopedisi 4 Cilt<br />
10.6 mb indir<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[matrakçı nasuh kimdir - hayatı]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2696</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 19:55:21 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2696</guid>
			<description><![CDATA[Doğum tarihi ve yeri bilinmiyor. Kâtip Çelebi ölüm tarihi olarak 1533'ü vermekteyse de, bunun doğru olmadığı bugün kesinleşmiştir. Çeşitli kaynaklarda onun 1547'den, 1551'den, 1553'ten sonra ölmüş olabileceği ileri sürülmektedir. Yaşamı üstüne bilgi de yok denecek kadar azdır. Saraybosna yakınlarında doğduğuna, dedesinin devşirme olduğuna ilişkin kesinleşmemiş ipuçları vardır. Enderun'da okumuştur. <br />
<br />
Matrak sporcusuMatrakçı ya da Matrakî adıyla anılması, lobotu andıran sopalarla oynandığı ve eskrime benzeyen bir tür savaş oyunu olduğu bilinen "matrak" oyununda çok usta olmasından ve belki de bu oyunun mucidi bulunmasından ileri gelmektedir. <br />
<br />
Silahın kitabını yazan bir silahşörNasuh ayrıca çok usta bir silahşördür. Bu nedenle Silahî adıyla da anılırdı. Türlü silah ve mızrak oyunlarındaki ustalığı nedeniyle Osmanlı ülkesinde "üstad" ve "reis" olarak tanınması için 1530'da I. Süleyman (Kanuni) tarafından verilmiş bir beratı da vardı. Çeşitli silahların nasıl kullanılacağını ve dövüş yöntemlerini anlatan Tuhfetü'l-Guzât adlı bir kılavuz kitap bile yazmıştı. <br />
<br />
MatematikçiNasuh, özellikle geometri ve matematik alanlarında önemli bir bilim adamıydı. Uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamış ve bu konuda kendinden sonra gelenlere önderlik etmiştir. Matematiğe ilişkin iki kitabı Cemâlü'l-Küttâb ve Kemalü'l- Hisâb ile Umdetü'l-Hisâb'ı  I. Selim (Yavuz) döneminde yazmış ve padişaha adamıştır. Bu yapıtlardan sonuncusu uzun yıllar matematikçilerin elkitabı olarak kullanılmıştır. <br />
<br />
Tarih kitapları yazdıNasuh bir tarihçi olarak da önemli yapıtlar vermiştir. Mecmaü't-Tevârih adıyla Taberî Tarihi'ni Türkçe'ye çevirmiştir. Ayrıca Tarih'i Sultan Bayezid ve Sultan Selim ile Tarih'i Sultan Bayezid adlı iki kitabında bu padişahlar dönemindeki olayları anlatmıştır. Süleymannâme adlı kitabının üç ayrı nüshasında 1520-1537, 1543-1551 ve 1542-1543 arasında geçen olayları ele almıştır. Kanuni'nin 1534 Irak seferini Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han'da 1538 Karaboğdan seferini de Fetihnâme-i Karaboğdan' da konu etmiştir. <br />
<br />
Minyatürde bir zirveOnu bugüne taşıyan asıl yönü ise minyatür sanatındaki yeridir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Doğum tarihi ve yeri bilinmiyor. Kâtip Çelebi ölüm tarihi olarak 1533'ü vermekteyse de, bunun doğru olmadığı bugün kesinleşmiştir. Çeşitli kaynaklarda onun 1547'den, 1551'den, 1553'ten sonra ölmüş olabileceği ileri sürülmektedir. Yaşamı üstüne bilgi de yok denecek kadar azdır. Saraybosna yakınlarında doğduğuna, dedesinin devşirme olduğuna ilişkin kesinleşmemiş ipuçları vardır. Enderun'da okumuştur. <br />
<br />
Matrak sporcusuMatrakçı ya da Matrakî adıyla anılması, lobotu andıran sopalarla oynandığı ve eskrime benzeyen bir tür savaş oyunu olduğu bilinen "matrak" oyununda çok usta olmasından ve belki de bu oyunun mucidi bulunmasından ileri gelmektedir. <br />
<br />
Silahın kitabını yazan bir silahşörNasuh ayrıca çok usta bir silahşördür. Bu nedenle Silahî adıyla da anılırdı. Türlü silah ve mızrak oyunlarındaki ustalığı nedeniyle Osmanlı ülkesinde "üstad" ve "reis" olarak tanınması için 1530'da I. Süleyman (Kanuni) tarafından verilmiş bir beratı da vardı. Çeşitli silahların nasıl kullanılacağını ve dövüş yöntemlerini anlatan Tuhfetü'l-Guzât adlı bir kılavuz kitap bile yazmıştı. <br />
<br />
MatematikçiNasuh, özellikle geometri ve matematik alanlarında önemli bir bilim adamıydı. Uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamış ve bu konuda kendinden sonra gelenlere önderlik etmiştir. Matematiğe ilişkin iki kitabı Cemâlü'l-Küttâb ve Kemalü'l- Hisâb ile Umdetü'l-Hisâb'ı  I. Selim (Yavuz) döneminde yazmış ve padişaha adamıştır. Bu yapıtlardan sonuncusu uzun yıllar matematikçilerin elkitabı olarak kullanılmıştır. <br />
<br />
Tarih kitapları yazdıNasuh bir tarihçi olarak da önemli yapıtlar vermiştir. Mecmaü't-Tevârih adıyla Taberî Tarihi'ni Türkçe'ye çevirmiştir. Ayrıca Tarih'i Sultan Bayezid ve Sultan Selim ile Tarih'i Sultan Bayezid adlı iki kitabında bu padişahlar dönemindeki olayları anlatmıştır. Süleymannâme adlı kitabının üç ayrı nüshasında 1520-1537, 1543-1551 ve 1542-1543 arasında geçen olayları ele almıştır. Kanuni'nin 1534 Irak seferini Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han'da 1538 Karaboğdan seferini de Fetihnâme-i Karaboğdan' da konu etmiştir. <br />
<br />
Minyatürde bir zirveOnu bugüne taşıyan asıl yönü ise minyatür sanatındaki yeridir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[camiut tevarih kitabından nefis minyatürler]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2695</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 19:52:14 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2695</guid>
			<description><![CDATA[cami ut tevarih kitabından bir kaç minyatür:<br />
--<br />
1.Abaka Han Atın üstünde, Ayaktaki Arkun ve Sırtındaki çocuk Gazan Han<br />
<br />
<br />
2.Ögedey Han&#8217;ın Tahta Çıkışı:<br />
<br />
<br />
3.Gazan Han&#8217;ın müslüman oluşu:<br />
<br />
<br />
4.Gazan Han Atın üzerinde:<br />
<br />
<br />
5.Hülagu han ve karısı Dokuz Hatun:<br />
<br />
<br />
6.okçu moğol askerleri:<br />
<br />
<br />
7.tulu han ve karısı sorgaktan hatun:<br />
<br />
<br />
<br />
camiut tevarih, cami ut tevarih kitap, reşidüddin fazlullah.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[cami ut tevarih kitabından bir kaç minyatür:<br />
--<br />
1.Abaka Han Atın üstünde, Ayaktaki Arkun ve Sırtındaki çocuk Gazan Han<br />
<br />
<br />
2.Ögedey Han&#8217;ın Tahta Çıkışı:<br />
<br />
<br />
3.Gazan Han&#8217;ın müslüman oluşu:<br />
<br />
<br />
4.Gazan Han Atın üzerinde:<br />
<br />
<br />
5.Hülagu han ve karısı Dokuz Hatun:<br />
<br />
<br />
6.okçu moğol askerleri:<br />
<br />
<br />
7.tulu han ve karısı sorgaktan hatun:<br />
<br />
<br />
<br />
camiut tevarih, cami ut tevarih kitap, reşidüddin fazlullah.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[google dan sinema hizmeti]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2694</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 19:50:41 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=2694</guid>
			<description><![CDATA[Google amca hizmette sınır tanımıyor. Şimdi sinema saat ve yerlerini sunuyor bize. Şu film acaba hangi salonda ne zaman diye merak edenler için birebir bence. Kullanımı da gayet basit. Normal arama yapar gibi saatini öğrenmek istediğiniz filmi google da arayınız. Bu kadar.<br />
<br />
Mesela <br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]<br />
<br />
ya da <br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]<br />
<br />
gibi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Google amca hizmette sınır tanımıyor. Şimdi sinema saat ve yerlerini sunuyor bize. Şu film acaba hangi salonda ne zaman diye merak edenler için birebir bence. Kullanımı da gayet basit. Normal arama yapar gibi saatini öğrenmek istediğiniz filmi google da arayınız. Bu kadar.<br />
<br />
Mesela <br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]<br />
<br />
ya da <br />
<br />
[Linki görmek için lütfen üye iseniz giriş yapınız değilseniz üye olunuz.]<br />
<br />
gibi.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>