<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[KONUSUR FORUM | islami ilimler, dini ve genel kültür, edebiyat ve paylaşım ortamı - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.konusur.com/</link>
		<description><![CDATA[KONUSUR FORUM | islami ilimler, dini ve genel kültür, edebiyat ve paylaşım ortamı - http://www.konusur.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 10:07:25 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Referanduma ne diyelim]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3537</link>
			<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 11:50:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3537</guid>
			<description><![CDATA[Evet diyelim ve etrafımızdakileri de uyaralım,<br />
<br />
bu akparti davası degildir, bu topyekun millet davasıdır,<br />
<br />
o yuzden evet diyelim derim ben...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Evet diyelim ve etrafımızdakileri de uyaralım,<br />
<br />
bu akparti davası degildir, bu topyekun millet davasıdır,<br />
<br />
o yuzden evet diyelim derim ben...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Erkek Nasıl Delirir :)]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3536</link>
			<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 11:38:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3536</guid>
			<description><![CDATA[Kadın: Saçımı kestireyim mi?<br />
Erkek: Olur.<br />
Kadın: Ama kıyamıyorum.<br />
Erkek: Öyleyse...... kestirme.<br />
Kadın: Canım değişiklik istiyor...<br />
Erkek: O halde kestir.<br />
Kadın: Bana akıl vermeyi bırak, delilere verir gibi.<br />
Erkek: Eğer nasıl hoşuma gittiğini bilmek istiyorsan, sana derim ki uzun saçlı. Bunu biliyorsun.<br />
Kadın: Beni tanıdığında kısaydı..<br />
Erkek: Ve sana tam olarak ne dediğimi hatırlıyorum: 'Ne güzel olurdun uzun saçla'.<br />
Kadın: Ama herkes kesmemi söylüyor.<br />
Erkek: Bu durumda kuaföre git ve bırak uyuyayım lütfen. Bunu senden Allah rızası için istiyorum.<br />
Kadın: Peki nasıl kestireyim? Kat kat mı yoksa perçemli mi?<br />
Erkek: Kat kat.<br />
Kadın: Bana yakışacağını sanmıyorum, çünkü saçım çok düz.<br />
Erkek: Bırak perçemli olsun.<br />
Kadın: Çok yorucu.<br />
Erkek: Yorduğu zaman tekrar kestirirsin.<br />
Kadın: O zaman asla uzatamam.<br />
Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.<br />
Kadın: Bana güzelim deme!!!!!!!<br />
Erkek: ?!?!?!?!!<br />
Kadın: Saçımada Karışıp Durma!!!!<br />
Erkek: Ya Sabır Allahım<br />
Kadın: Saçımı Diyorum Saçımı Nasıl etsem??<br />
Erkek: Saçınada Sanada Banada...<br />
Kadın: Aaa Delimi Ne Bişe Dedik sanki]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kadın: Saçımı kestireyim mi?<br />
Erkek: Olur.<br />
Kadın: Ama kıyamıyorum.<br />
Erkek: Öyleyse...... kestirme.<br />
Kadın: Canım değişiklik istiyor...<br />
Erkek: O halde kestir.<br />
Kadın: Bana akıl vermeyi bırak, delilere verir gibi.<br />
Erkek: Eğer nasıl hoşuma gittiğini bilmek istiyorsan, sana derim ki uzun saçlı. Bunu biliyorsun.<br />
Kadın: Beni tanıdığında kısaydı..<br />
Erkek: Ve sana tam olarak ne dediğimi hatırlıyorum: 'Ne güzel olurdun uzun saçla'.<br />
Kadın: Ama herkes kesmemi söylüyor.<br />
Erkek: Bu durumda kuaföre git ve bırak uyuyayım lütfen. Bunu senden Allah rızası için istiyorum.<br />
Kadın: Peki nasıl kestireyim? Kat kat mı yoksa perçemli mi?<br />
Erkek: Kat kat.<br />
Kadın: Bana yakışacağını sanmıyorum, çünkü saçım çok düz.<br />
Erkek: Bırak perçemli olsun.<br />
Kadın: Çok yorucu.<br />
Erkek: Yorduğu zaman tekrar kestirirsin.<br />
Kadın: O zaman asla uzatamam.<br />
Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.<br />
Kadın: Bana güzelim deme!!!!!!!<br />
Erkek: ?!?!?!?!!<br />
Kadın: Saçımada Karışıp Durma!!!!<br />
Erkek: Ya Sabır Allahım<br />
Kadın: Saçımı Diyorum Saçımı Nasıl etsem??<br />
Erkek: Saçınada Sanada Banada...<br />
Kadın: Aaa Delimi Ne Bişe Dedik sanki]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Anneden Öğütler]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3535</link>
			<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 11:36:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3535</guid>
			<description><![CDATA[* Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dola...yısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.<br />
* Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı.<br />
* Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur.<br />
* Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.<br />
* Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.<br />
* Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle.<br />
* Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır.<br />
* Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.<br />
* Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir.<br />
* "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm.<br />
* Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir.<br />
* Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.<br />
* Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.<br />
* Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven.<br />
* Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor.<br />
* Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.<br />
* Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme!<br />
* Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.<br />
* Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.<br />
* İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.<br />
İnsanin tum evrende kesin olarak duzeltebilecegi tek bir sey vardir: kendisi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[* Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dola...yısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.<br />
* Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı.<br />
* Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur.<br />
* Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.<br />
* Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.<br />
* Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle.<br />
* Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır.<br />
* Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.<br />
* Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir.<br />
* "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm.<br />
* Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir.<br />
* Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.<br />
* Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.<br />
* Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven.<br />
* Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor.<br />
* Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.<br />
* Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme!<br />
* Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.<br />
* Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.<br />
* İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.<br />
İnsanin tum evrende kesin olarak duzeltebilecegi tek bir sey vardir: kendisi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Selamların en güzeli...]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3534</link>
			<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 22:48:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3534</guid>
			<description><![CDATA[Selamunaleykum....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamunaleykum....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sabır]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3533</link>
			<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 11:33:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3533</guid>
			<description><![CDATA[Mevla'nın herşeydeki sırrı sabırdır... <br />
Acıya sabredersin adı metanet olur,<br />
 insanlara sabredersin adı hoşgörü olur, <br />
dileğe sabredersin adı dua olur, <br />
duygulara sabredersin adı gözyaşı olur, <br />
özleme sabredersin adı hasret olur, <br />
sevgiye sabredersin adı aşk olur... <br />
<br />
(Hz. Mevlana)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mevla'nın herşeydeki sırrı sabırdır... <br />
Acıya sabredersin adı metanet olur,<br />
 insanlara sabredersin adı hoşgörü olur, <br />
dileğe sabredersin adı dua olur, <br />
duygulara sabredersin adı gözyaşı olur, <br />
özleme sabredersin adı hasret olur, <br />
sevgiye sabredersin adı aşk olur... <br />
<br />
(Hz. Mevlana)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnsanın Acizliği]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3532</link>
			<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 18:48:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3532</guid>
			<description><![CDATA[Allah insanı en mükemmel şekilde yaratmış, onu pek çok üstün özellikler ile donatmıştır. Yaratılmış olan tüm varlıklar içerisinde düşünme, karar verme, akletme, düşündüğü şeyi uygulayabilme, plan kurma, sonuç çıkarma gibi zihinsel fonksiyonlarıyla insanın üstünlüğü tartışmasız bir gerçektir.<br />
<br />
Peki hiç düşündünüz mü, tüm bu üstünlüklerin aksine insan neden son derece korunmaya muhtaç bir bedene sahiptir? Neden ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçük bakteriler, virüsler bu bedene zarar verebilmektedir? Neden insan yaşamı boyunca sürekli bedenini temizlemek, ona bakım yapmak zorundadır? Ve neden insan bedeni zaman ilerledikçe yıpranmakta, yaşlanmaktadır?<br />
<br />
İnsanlar bunları çok "doğal" şeyler sanırlar, oysa bu sayılanların her biri belirli bir amaca göre özellikle yaratılmıştır. İnsanın acizliğine ait her detay Allah tarafından özel olarak var edilmiştir. Nisa Suresi'nin 28. ayetinde bu gerçeğe şöyle dikkat çekilir: "...İnsan zayıf olarak yaratılmıştır". İnsan zayıf olarak yaratılmıştır ki, bir kul olarak Yaratıcı'sına karşı olan acizliğini anlayabilsin ve dünyanın geçici bir mekan olduğunu fark edebilsin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allah insanı en mükemmel şekilde yaratmış, onu pek çok üstün özellikler ile donatmıştır. Yaratılmış olan tüm varlıklar içerisinde düşünme, karar verme, akletme, düşündüğü şeyi uygulayabilme, plan kurma, sonuç çıkarma gibi zihinsel fonksiyonlarıyla insanın üstünlüğü tartışmasız bir gerçektir.<br />
<br />
Peki hiç düşündünüz mü, tüm bu üstünlüklerin aksine insan neden son derece korunmaya muhtaç bir bedene sahiptir? Neden ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçük bakteriler, virüsler bu bedene zarar verebilmektedir? Neden insan yaşamı boyunca sürekli bedenini temizlemek, ona bakım yapmak zorundadır? Ve neden insan bedeni zaman ilerledikçe yıpranmakta, yaşlanmaktadır?<br />
<br />
İnsanlar bunları çok "doğal" şeyler sanırlar, oysa bu sayılanların her biri belirli bir amaca göre özellikle yaratılmıştır. İnsanın acizliğine ait her detay Allah tarafından özel olarak var edilmiştir. Nisa Suresi'nin 28. ayetinde bu gerçeğe şöyle dikkat çekilir: "...İnsan zayıf olarak yaratılmıştır". İnsan zayıf olarak yaratılmıştır ki, bir kul olarak Yaratıcı'sına karşı olan acizliğini anlayabilsin ve dünyanın geçici bir mekan olduğunu fark edebilsin.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Var mısınız? Böyle yiğitçe... buradan cıkar mı]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3531</link>
			<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 10:17:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3531</guid>
			<description><![CDATA[Var mısınız? Böyle yiğitçe&#8230; Varsa yüreğiniz gelin benim tekrar ettiğim şeyleri tekrar edin:<br />
<br />
&#8216;VALLAHİ BİLLAHİ TALLAHİ<br />
<br />
Eğer gıybet edersek, eğer oturup kalktığımız yerde hizmet mülazasının dışında mülazalara girersek; eğer bizi alakadar etmeyen şeylerle meşgul olursak 3 AY ORUÇ TUTMAK BİZE VACİP OLSUN!...&#8217;<br />
<br />
VAR MISINIZ? YÜREĞİNİZ VARSA&#8230;<br />
<br />
Aklımdan geçti tekrar ettireyim &#8216;Ve yine ordu bozanlık olursa, hizmet mülazasının dışında, bu milleti devletler muvazenesindeki yerine getirme mevzuunda; mülazaların ve düşüncelerin dışında değişik şeyleri konuşacaksanız şayet; VAR MISINIZ EŞLERİNİZİ BOŞAMAYA? Ellerimizi kaldıralım hizmete yemin edelim; Bu millet devletler muvazenesindeki yerini alacak! Amerika seviyesine geleceği, söz kendisinde biteceği, sikkeyi onun basacağı, tuğrayı onun keseceği güne kadar; çok basit, cismaniyet kaynaklı, nefsaniyet besteli mülazalara girmeyecek ve bunları mırıldanmayacağız&#8230; EVET! YEMİN EDİYORUZ&#8230;&#8217; Demeye var mısınız? YÜREKLİ İNSAN İSTİYORUZ! BU İŞİN DIŞINDA HERŞEYE KAPANMIŞ YÜREKLİ İNSAN!.. Milletin milli onurunu, gururunu kurtaracağı âna kadar; başkalarının elinde oyuncak olmaktan kurtulacağı âna kadar; dünyada söz sahibi olacağı âna kadar parlamentodan bilmem nereye kadar çekişmelerin sona ereceği âna kadar(bu üniversiteye hazırlık kurslarında) muavinliklerimizi, idareciliklerimizi, rehberliklerimizi yapacak ve sadece bu mevzuda başarılı olmaya çalışacak, ALLAH&#8217;IN bize ihsan ettiği bu fırsatları rantabl şekilde değerlendirmeye çalışacak, bunun dışında da bütün başka şeylere karşı kapıları kapatacak ve YAHYA KEMAL GİBİ:<br />
<br />
&#8216;Dedim: bana kapıyı aralamaz mısın?<br />
<br />
Dedi: beyhude yorulma kapılar sürmelidir&#8217; diyecek kapıları arkadan sürmeleyecek, bizi alakadar etmeyen meselelere karşı ilelebet kapanacak!..<br />
<br />
<br />
<br />
Oysa ben bir ölçüde sizin ağabeyiniz sayılacak insanların hizmet dönemlerini hatırlıyorum.<br />
<br />
 H.z. Ebubekir&#8217;in mülazasıyla evden içeri girildiğinde dışarıya çıkma ihtimali yoktu. Çünkü her eve girerken derdest edilme hesaba katılıyordu. Dışarıya çıkarken de içeriye girilme ihtimali çok uzaktı. Çünkü dışarıda kan gövdeyi götürüyordu. Ama buna rağmen; bir evde 6_7 insan kalıyorsa akşam o eve 70 insan getirmeyi ihmal etmiyorlardı. O 70 insana; ALLAH, PEYGAMBER, DİN VE DİYANET anlatılıyordu&#8230; Evet, 7 insan 70 insana müessir olabiliyordu. Allah(c.c) sokakta, kahvede size insan aratmıyor. Bir insan bulabilir miyiz? Diye kahvelere gidiliyordu. Oralarda her şey göze alınarak, her şeye katlanma göze alınarak; kahvede insanlara bir şey anlatılıyordu ki; acaba 2 insan gelir mi bize? Sinemada insanlara bir şey anlattığımız dönemi hatırlarım acaba 2 insan düşer mi diye? Şimdi Allah, dünya kadar insanı sizin ayağınıza kadar getirmiş. Sadece İzmir&#8217;de ayağınıza gelenleri düşünürseniz&#8230; Bu insanlar %100, bu yüce mevhumlara inandıkları, bu yüce değerlere itimat ettikleri, bu tarihi dinamiklere saygılı hale geldikleri zaman neler olmaz ki?<br />
Zaten eskiden o samimi çalışan insanların, samimi çalışması; bugünlere zemin hazırladı. Ve bugünlerin oluşmasına yardımcı oldu.<br />
Bu günkü imkânlarla; ALLAH&#8217;IN İNAYET VE KEREMİYLE öyle çalıştığınız zaman bunun 100 katı, 1000 katı inşaalahüteala kemmi ve keyfi boyutlara ulaşacak seviyeye geleceksiniz; ALLAH&#8217;IN İNAYET VE KEREMİYLE&#8230; ALLAH seyahatimizi hak buyurarak, hizmet_i imaniye ve Kur&#8217;an&#8217;iye&#8217;de bizi rantabl olmaya muvaffak eylesin&#8230; ÂMİN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Var mısınız? Böyle yiğitçe&#8230; Varsa yüreğiniz gelin benim tekrar ettiğim şeyleri tekrar edin:<br />
<br />
&#8216;VALLAHİ BİLLAHİ TALLAHİ<br />
<br />
Eğer gıybet edersek, eğer oturup kalktığımız yerde hizmet mülazasının dışında mülazalara girersek; eğer bizi alakadar etmeyen şeylerle meşgul olursak 3 AY ORUÇ TUTMAK BİZE VACİP OLSUN!...&#8217;<br />
<br />
VAR MISINIZ? YÜREĞİNİZ VARSA&#8230;<br />
<br />
Aklımdan geçti tekrar ettireyim &#8216;Ve yine ordu bozanlık olursa, hizmet mülazasının dışında, bu milleti devletler muvazenesindeki yerine getirme mevzuunda; mülazaların ve düşüncelerin dışında değişik şeyleri konuşacaksanız şayet; VAR MISINIZ EŞLERİNİZİ BOŞAMAYA? Ellerimizi kaldıralım hizmete yemin edelim; Bu millet devletler muvazenesindeki yerini alacak! Amerika seviyesine geleceği, söz kendisinde biteceği, sikkeyi onun basacağı, tuğrayı onun keseceği güne kadar; çok basit, cismaniyet kaynaklı, nefsaniyet besteli mülazalara girmeyecek ve bunları mırıldanmayacağız&#8230; EVET! YEMİN EDİYORUZ&#8230;&#8217; Demeye var mısınız? YÜREKLİ İNSAN İSTİYORUZ! BU İŞİN DIŞINDA HERŞEYE KAPANMIŞ YÜREKLİ İNSAN!.. Milletin milli onurunu, gururunu kurtaracağı âna kadar; başkalarının elinde oyuncak olmaktan kurtulacağı âna kadar; dünyada söz sahibi olacağı âna kadar parlamentodan bilmem nereye kadar çekişmelerin sona ereceği âna kadar(bu üniversiteye hazırlık kurslarında) muavinliklerimizi, idareciliklerimizi, rehberliklerimizi yapacak ve sadece bu mevzuda başarılı olmaya çalışacak, ALLAH&#8217;IN bize ihsan ettiği bu fırsatları rantabl şekilde değerlendirmeye çalışacak, bunun dışında da bütün başka şeylere karşı kapıları kapatacak ve YAHYA KEMAL GİBİ:<br />
<br />
&#8216;Dedim: bana kapıyı aralamaz mısın?<br />
<br />
Dedi: beyhude yorulma kapılar sürmelidir&#8217; diyecek kapıları arkadan sürmeleyecek, bizi alakadar etmeyen meselelere karşı ilelebet kapanacak!..<br />
<br />
<br />
<br />
Oysa ben bir ölçüde sizin ağabeyiniz sayılacak insanların hizmet dönemlerini hatırlıyorum.<br />
<br />
 H.z. Ebubekir&#8217;in mülazasıyla evden içeri girildiğinde dışarıya çıkma ihtimali yoktu. Çünkü her eve girerken derdest edilme hesaba katılıyordu. Dışarıya çıkarken de içeriye girilme ihtimali çok uzaktı. Çünkü dışarıda kan gövdeyi götürüyordu. Ama buna rağmen; bir evde 6_7 insan kalıyorsa akşam o eve 70 insan getirmeyi ihmal etmiyorlardı. O 70 insana; ALLAH, PEYGAMBER, DİN VE DİYANET anlatılıyordu&#8230; Evet, 7 insan 70 insana müessir olabiliyordu. Allah(c.c) sokakta, kahvede size insan aratmıyor. Bir insan bulabilir miyiz? Diye kahvelere gidiliyordu. Oralarda her şey göze alınarak, her şeye katlanma göze alınarak; kahvede insanlara bir şey anlatılıyordu ki; acaba 2 insan gelir mi bize? Sinemada insanlara bir şey anlattığımız dönemi hatırlarım acaba 2 insan düşer mi diye? Şimdi Allah, dünya kadar insanı sizin ayağınıza kadar getirmiş. Sadece İzmir&#8217;de ayağınıza gelenleri düşünürseniz&#8230; Bu insanlar %100, bu yüce mevhumlara inandıkları, bu yüce değerlere itimat ettikleri, bu tarihi dinamiklere saygılı hale geldikleri zaman neler olmaz ki?<br />
Zaten eskiden o samimi çalışan insanların, samimi çalışması; bugünlere zemin hazırladı. Ve bugünlerin oluşmasına yardımcı oldu.<br />
Bu günkü imkânlarla; ALLAH&#8217;IN İNAYET VE KEREMİYLE öyle çalıştığınız zaman bunun 100 katı, 1000 katı inşaalahüteala kemmi ve keyfi boyutlara ulaşacak seviyeye geleceksiniz; ALLAH&#8217;IN İNAYET VE KEREMİYLE&#8230; ALLAH seyahatimizi hak buyurarak, hizmet_i imaniye ve Kur&#8217;an&#8217;iye&#8217;de bizi rantabl olmaya muvaffak eylesin&#8230; ÂMİN]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kuranı kerimı nas süresininın mealı bir okursak inşaallah]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3530</link>
			<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 09:48:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3530</guid>
			<description><![CDATA[NAS: <br />
<br />
1 - De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, <br />
<br />
2 - İnsanların hükümdârına, <br />
<br />
3 - İnsanların ilâhına, <br />
<br />
4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden. <br />
<br />
5 - O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. <br />
<br />
6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan. <br />
 <br />
IP: 95.7.78.162]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[NAS: <br />
<br />
1 - De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, <br />
<br />
2 - İnsanların hükümdârına, <br />
<br />
3 - İnsanların ilâhına, <br />
<br />
4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden. <br />
<br />
5 - O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. <br />
<br />
6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan. <br />
 <br />
IP: 95.7.78.162]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yahudiler]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3529</link>
			<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 11:10:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3529</guid>
			<description><![CDATA[Yahudiler, yıllarca, hattâ asırlarca vatansız, şurada-burada sürüm sürüm yaşadıkları ve âdetâ göçebe bir hayat sürdükleri halde, ırkî özelliklerini hemen hemen hiç kaybetmeden koruyabilmişlerdir. Ayrıca, Yahudi kavmi çok zekîdir. Bu zekî kavmin, tarih boyunca ilim ve düşünce adına ortaya koyduğu çok şey olmuştur. Ama bunu hep zehirli bal halinde takdim edip, dünyaya öyle sunmuşlardır. Meselâ, Karl Marks bir Yahudidir; ortaya attığı komünizm, kapitalizm karşısında ilk bakışta iyi bir alternatif gibidir ama, esâsen o, balın içine karıştırılmış öldürücü bir zehirdir.<br />
<br />
İbn Teymiye, 'Bir kısım batınîlerin akîdelerinde Yahudiliğin büyük tesiri vardır' der ve bu konuda pek çok delil serdeder. Yahudilik, İslâm âlemi içinde Efendimiz döneminde Medine ve çevresindeki Yahudilerle, Hulefâ-i Raşidîn döneminde İbn Sebe' ile bugün ise çeşitli devletlerle temsil edilmektedir. 'Böyle bir kavmin yaratılış sebebi, insanlığın terakkîsine zemberek olmak içindir' dense mübalağa edilmiş olmaz. Nasıl Allah atmacayı serçenin üzerine salmakla, serçenin uçma kabiliyetini inkişaf ettiriyor, öyle de, Yahudilerle de, insanları uyanık ve gerilim içinde tutuyor. Bir diğer açıdan Yahudilere, insanlığın nefs-i emmâresi nazarıyla bakılabilir.<br />
<br />
Yahudiler, kıyâmete kadar varlıklarını koruyacaklardır. Kıyâmetin kopmasına yakın zamanda ise, insanlığın terakkîsi için zemberek olma vazifeleri sona erecek ve kendi elleriyle kendi sonlarını hazırlayacaklar.<br />
<br />
Bırakın İslâm'a ve Müslümanlara karşı onulmaz düşmanlıklarını, kendi peygamberlerini bile istihfaf eden ve birçoğunu katleden bu kavim, neticede bir gün Naziler'in düştüğü duruma düşecek ve dünyanın dört bir yanında gizlenecek yer arayacaklardır. Ne var ki şu anda, bu konuyla alâkalı gerçek sebep ve saikler üzerinde durmak hem hakikat mesleğine muhalif, hem de gereksiz heyecana vesile olacağından şimdilik onu geçiyoruz. Evet, İslâm istenilen ölçüde temsil edilinceye kadar, daha bir süre ikbâl Yahudilerin olacağa benzer.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yahudiler, yıllarca, hattâ asırlarca vatansız, şurada-burada sürüm sürüm yaşadıkları ve âdetâ göçebe bir hayat sürdükleri halde, ırkî özelliklerini hemen hemen hiç kaybetmeden koruyabilmişlerdir. Ayrıca, Yahudi kavmi çok zekîdir. Bu zekî kavmin, tarih boyunca ilim ve düşünce adına ortaya koyduğu çok şey olmuştur. Ama bunu hep zehirli bal halinde takdim edip, dünyaya öyle sunmuşlardır. Meselâ, Karl Marks bir Yahudidir; ortaya attığı komünizm, kapitalizm karşısında ilk bakışta iyi bir alternatif gibidir ama, esâsen o, balın içine karıştırılmış öldürücü bir zehirdir.<br />
<br />
İbn Teymiye, 'Bir kısım batınîlerin akîdelerinde Yahudiliğin büyük tesiri vardır' der ve bu konuda pek çok delil serdeder. Yahudilik, İslâm âlemi içinde Efendimiz döneminde Medine ve çevresindeki Yahudilerle, Hulefâ-i Raşidîn döneminde İbn Sebe' ile bugün ise çeşitli devletlerle temsil edilmektedir. 'Böyle bir kavmin yaratılış sebebi, insanlığın terakkîsine zemberek olmak içindir' dense mübalağa edilmiş olmaz. Nasıl Allah atmacayı serçenin üzerine salmakla, serçenin uçma kabiliyetini inkişaf ettiriyor, öyle de, Yahudilerle de, insanları uyanık ve gerilim içinde tutuyor. Bir diğer açıdan Yahudilere, insanlığın nefs-i emmâresi nazarıyla bakılabilir.<br />
<br />
Yahudiler, kıyâmete kadar varlıklarını koruyacaklardır. Kıyâmetin kopmasına yakın zamanda ise, insanlığın terakkîsi için zemberek olma vazifeleri sona erecek ve kendi elleriyle kendi sonlarını hazırlayacaklar.<br />
<br />
Bırakın İslâm'a ve Müslümanlara karşı onulmaz düşmanlıklarını, kendi peygamberlerini bile istihfaf eden ve birçoğunu katleden bu kavim, neticede bir gün Naziler'in düştüğü duruma düşecek ve dünyanın dört bir yanında gizlenecek yer arayacaklardır. Ne var ki şu anda, bu konuyla alâkalı gerçek sebep ve saikler üzerinde durmak hem hakikat mesleğine muhalif, hem de gereksiz heyecana vesile olacağından şimdilik onu geçiyoruz. Evet, İslâm istenilen ölçüde temsil edilinceye kadar, daha bir süre ikbâl Yahudilerin olacağa benzer.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gazzeye yardım- İHH, Mossad-]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3528</link>
			<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 09:52:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3528</guid>
			<description><![CDATA[ve diğer soylentiler<br />
komplo teorileri vs vs vs<br />
<br />
olanlardan dolayı tee basından beridir duydugum kaygı bu gunlerde tezahur etmeye basladı,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ve diğer soylentiler<br />
komplo teorileri vs vs vs<br />
<br />
olanlardan dolayı tee basından beridir duydugum kaygı bu gunlerde tezahur etmeye basladı,]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tırnaklardaki sorunlar ve çözüm yolları]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3527</link>
			<pubDate>Fri, 28 May 2010 22:01:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3527</guid>
			<description><![CDATA[Rengi bozulmuş tırnaklar, Tırnak batığı, Soyulan tırnak eti, Geç uzayan tırnaklar, Kırılgan tırnaklar vb... yaygın tırnak sorunlarının nedenleri ve çözüm yolları... İşte ayrıntılar...<br />
<br />
Sağlıklı tırnaklara sahip olmak yalnızca estetik açıdan değil, beden sağlığını takip etmek açısından da önemli. Batık tırnaktan tutun da soyulan tırnaklara kadar bir takım problemlerle mücadele etmek gerekir. <br />
<br />
Yıkadığın çamaşır ve bulaşıklar, kullandığın kimyasallar gün içinde dış etkenlere en fazla maruz kalan tırnaklarının zarar görmesini önleyen ve dayanıklılığını sağlayan üst tabakasını yitirmesine neden olur. Bu da yerini dış etkilere karşı daha hassas tırnaklara bırakır. Tırnak problemleri çoğunlukla birden bire belirmiyor; ortaya çıkması için belli bir zaman geçmiş olması gerekiyor. Bunun yanında çoğu tırnak problemi dış faktörlere bağlı olsa da, hastalıkla ya da kullanılan bir ilacın yan etkisi ile oluşanları da var. <br />
<br />
Rengi bozulmuş tırnaklar <br />
<br />
En sık rastlanan tırnak problemi olan renk bozukluğu adından da anlaşılacağı gibi tırnağın orijinal renginin sarı, mavi, kırmızı ya da mora dönüşmesi ile gözleniyor ki bu renklenme bazen tırnağın belirli bir bölümünde bazense tümünde belirebiliyor. Tırnak renginin bozulması çeşidi nedenlerden ileri gelebiliyor. En yaygın sebep ise zayıf kan dolaşımı, yani kalp problemleriyle ilişkili nedenler. Dolayısıyla herhangi bir kalp rahatsızlığı tırnakta renk değişikliğini tetikliyor. <br />
<br />
Bir sıkışma sonucu tırnak katmanları arasında biriken kan da aynı şekilde renk değişikliğine neden olabildiği için teşhis konusunda seni yanıltmasın. Eğer renk değişikliği bir sıkışmadan kaynaklanıyorsa, tırnak uzadıkça renklenme de uca doğru ilerleyecektir. Farklı koşullar ise mutlaka bir muayene gerektiriyor anlamına gelir. Eğer kullandığın ilacın yan etkisi ise doktorunla muhakkak konuşup bir süreliğine ilacı bırakmalısın. Psikolojik olarak bu görüntüden uzaklaşmak istiyorsan da oje sürebilirsin. <br />
<br />
Tırnak batığı <br />
<br />
Genellikle ayak tırnağın başparmağında görülen batık sorunu, tırnağın çevresindeki ete doğru uzamasından kaynaklanıyor. Yani tırnak düz değil de yana doğru uzuyor. Batık sorunu genellikle biçimsiz tırnak kesimi ve törpülemeden ileri gelir. Diğer bir sebebi ise başparmak bölgesine baskı yapacak tipte ayakkabı kullanımıdır. Eğer erken evrelerde farkına varır ve tedavi yoluna gidersen, tırnağın etin içine doğru daha da uzamasını önleyebilir ve güzellik uzmanına yaptıracağın bir pedikürle sorunun üstesinden gelebilirsin. Fakat gecikirsen rahatsızlık daha ileri boyutlara taşınır. Hem daha fazla acı verici olur hem de cerrahi müdahaleye başvurmadan yakanı bırakmaz. <br />
<br />
Soyulan tırnak eti <br />
<br />
Çok sık rastlanan bir problem olan tırnak eti soyulması sen onları koparmaya çalıştıkça daha da acı verici hale gelir. Ellerini bir süre sıcak suda bekletip, kütikülün suyu emmesini sağlayarak sorunu hafifletebilirsin. Tırnak diplerinde yarım ay şeklini görene dek tırnak etini itekle. Soyulan bölgeye krem uygulayarak yumuşat. Kremi gece uygulamaya özen gösterip geceyi eldivenlerle geçirirsen, uyurken sorunlu bölge nemi emer ve seni yumuşacık ellere kavuşturur. <br />
<br />
Geç uzayan tırnaklar <br />
<br />
Gerekli vitaminlerin alınması ve nemlendiriciler tırnak uzamasını fazlasıyla hızlandırıyor. Kalsiyum, protein ve A vitamini tüketimini arttırdığında farkı gözlerinle de göreceksin zaten. Multivitamin takviyesi alabilir ya da direkt tırnaklarına vitamin içerikli ürünler uygulayabilirsin. <br />
<br />
Kırılgan tırnaklar <br />
<br />
Fazlasıyla ince ve kırılgan olan tırnaklar aldığı herhangi bir baskı sonucunda zarar görür. Böyle bir durumda tırnak dümdüz değil, parmağın ucuna doğru kavis yapacak şekilde uzar. Bu durum da onları kırılmaya daha uygun hale getirir. <br />
<br />
Kırılgan tırnak oluşumunun nedeni genellikle beslenme düzensizliği ya da strestir. Diğer bir deyişle tırnaklar için gerekli olan vitamin ve minerallerin alınamamasından kaynaklanır. Diğer olasılık ise tırnağın beslenmesini etkileyen ilaçların kullanımından ileri geliyor olması. Bu kırılganlığı önlemenin en önemli yollarından biri tırnakları kısa tutarak parmağa doğru kıvrım yapmasını önlemektir. Aynı zamanda beslenme ve kullandığın ilaçlarda yapacağın değişiklik tırnaklarının eski sağlığına kavuşmasını sağlayacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Rengi bozulmuş tırnaklar, Tırnak batığı, Soyulan tırnak eti, Geç uzayan tırnaklar, Kırılgan tırnaklar vb... yaygın tırnak sorunlarının nedenleri ve çözüm yolları... İşte ayrıntılar...<br />
<br />
Sağlıklı tırnaklara sahip olmak yalnızca estetik açıdan değil, beden sağlığını takip etmek açısından da önemli. Batık tırnaktan tutun da soyulan tırnaklara kadar bir takım problemlerle mücadele etmek gerekir. <br />
<br />
Yıkadığın çamaşır ve bulaşıklar, kullandığın kimyasallar gün içinde dış etkenlere en fazla maruz kalan tırnaklarının zarar görmesini önleyen ve dayanıklılığını sağlayan üst tabakasını yitirmesine neden olur. Bu da yerini dış etkilere karşı daha hassas tırnaklara bırakır. Tırnak problemleri çoğunlukla birden bire belirmiyor; ortaya çıkması için belli bir zaman geçmiş olması gerekiyor. Bunun yanında çoğu tırnak problemi dış faktörlere bağlı olsa da, hastalıkla ya da kullanılan bir ilacın yan etkisi ile oluşanları da var. <br />
<br />
Rengi bozulmuş tırnaklar <br />
<br />
En sık rastlanan tırnak problemi olan renk bozukluğu adından da anlaşılacağı gibi tırnağın orijinal renginin sarı, mavi, kırmızı ya da mora dönüşmesi ile gözleniyor ki bu renklenme bazen tırnağın belirli bir bölümünde bazense tümünde belirebiliyor. Tırnak renginin bozulması çeşidi nedenlerden ileri gelebiliyor. En yaygın sebep ise zayıf kan dolaşımı, yani kalp problemleriyle ilişkili nedenler. Dolayısıyla herhangi bir kalp rahatsızlığı tırnakta renk değişikliğini tetikliyor. <br />
<br />
Bir sıkışma sonucu tırnak katmanları arasında biriken kan da aynı şekilde renk değişikliğine neden olabildiği için teşhis konusunda seni yanıltmasın. Eğer renk değişikliği bir sıkışmadan kaynaklanıyorsa, tırnak uzadıkça renklenme de uca doğru ilerleyecektir. Farklı koşullar ise mutlaka bir muayene gerektiriyor anlamına gelir. Eğer kullandığın ilacın yan etkisi ise doktorunla muhakkak konuşup bir süreliğine ilacı bırakmalısın. Psikolojik olarak bu görüntüden uzaklaşmak istiyorsan da oje sürebilirsin. <br />
<br />
Tırnak batığı <br />
<br />
Genellikle ayak tırnağın başparmağında görülen batık sorunu, tırnağın çevresindeki ete doğru uzamasından kaynaklanıyor. Yani tırnak düz değil de yana doğru uzuyor. Batık sorunu genellikle biçimsiz tırnak kesimi ve törpülemeden ileri gelir. Diğer bir sebebi ise başparmak bölgesine baskı yapacak tipte ayakkabı kullanımıdır. Eğer erken evrelerde farkına varır ve tedavi yoluna gidersen, tırnağın etin içine doğru daha da uzamasını önleyebilir ve güzellik uzmanına yaptıracağın bir pedikürle sorunun üstesinden gelebilirsin. Fakat gecikirsen rahatsızlık daha ileri boyutlara taşınır. Hem daha fazla acı verici olur hem de cerrahi müdahaleye başvurmadan yakanı bırakmaz. <br />
<br />
Soyulan tırnak eti <br />
<br />
Çok sık rastlanan bir problem olan tırnak eti soyulması sen onları koparmaya çalıştıkça daha da acı verici hale gelir. Ellerini bir süre sıcak suda bekletip, kütikülün suyu emmesini sağlayarak sorunu hafifletebilirsin. Tırnak diplerinde yarım ay şeklini görene dek tırnak etini itekle. Soyulan bölgeye krem uygulayarak yumuşat. Kremi gece uygulamaya özen gösterip geceyi eldivenlerle geçirirsen, uyurken sorunlu bölge nemi emer ve seni yumuşacık ellere kavuşturur. <br />
<br />
Geç uzayan tırnaklar <br />
<br />
Gerekli vitaminlerin alınması ve nemlendiriciler tırnak uzamasını fazlasıyla hızlandırıyor. Kalsiyum, protein ve A vitamini tüketimini arttırdığında farkı gözlerinle de göreceksin zaten. Multivitamin takviyesi alabilir ya da direkt tırnaklarına vitamin içerikli ürünler uygulayabilirsin. <br />
<br />
Kırılgan tırnaklar <br />
<br />
Fazlasıyla ince ve kırılgan olan tırnaklar aldığı herhangi bir baskı sonucunda zarar görür. Böyle bir durumda tırnak dümdüz değil, parmağın ucuna doğru kavis yapacak şekilde uzar. Bu durum da onları kırılmaya daha uygun hale getirir. <br />
<br />
Kırılgan tırnak oluşumunun nedeni genellikle beslenme düzensizliği ya da strestir. Diğer bir deyişle tırnaklar için gerekli olan vitamin ve minerallerin alınamamasından kaynaklanır. Diğer olasılık ise tırnağın beslenmesini etkileyen ilaçların kullanımından ileri geliyor olması. Bu kırılganlığı önlemenin en önemli yollarından biri tırnakları kısa tutarak parmağa doğru kıvrım yapmasını önlemektir. Aynı zamanda beslenme ve kullandığın ilaçlarda yapacağın değişiklik tırnaklarının eski sağlığına kavuşmasını sağlayacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu Besinler Hafızaya İyi Gelir]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3526</link>
			<pubDate>Fri, 28 May 2010 21:51:54 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3526</guid>
			<description><![CDATA[Yeme bozuklukları, stres, depresyon, vitamin eksiklikleri unutkanlığın nedenleri arasında sayılıyor. Hafızayı güçlendirmek için doğru besin tüketimi önemli.<br />
<br />
Elma<br />
Elma Günde bir ya da iki adet elma, unutkanlığı bir kenara bırakmanıza yardımcı olur. Elmanın içinde bulunan antioksidan madde hafızanın güçlenmesini sağlar. Beyindeki hücrelerin serbest radikallerden etkilenmesini engeller.Yapılan araştırmalar alzheimer hastalığına yakalanmış kişilerin günde iki elma yiyerek oldukça büyük gelişme gösterdiklerini ortaya koymuştur. <br />
<br />
Omega 3 <br />
Omega 3 hafızayı güçlendirir. Somon, ton, sardalye balıklarında oldukça fazla miktarda bulunur. Omega 3 içeren bu balıkları haftada en az iki defa tüketmek gerekmektedir. Omega 3&#8217;ün en iyi bitkisel kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve ketentohumu sayılmaktadır. Ceviz, badem ve fındık da Omega 3 kaynaklarıdır. <br />
<br />
Demir <br />
Demir, hafızanın daha iyi çalışmasını salar. Yeme alışkanlıklannız içinde demir içeren besinler az sayıdaysa hafızanız ile ilgili problem yaşamanız doğaldır. Demirin beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir rolü vardır. Kırmızı et, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir. <br />
<br />
Domates <br />
Domateste bulunan ve oldukça güçlü bir antioksidan olan likopen, alzheimer gibi hafızanın zayıflamasına yol açan hastalıklara karşı oldukça etkilidir. Bu nedenle bol bol domates tüketmeye çalışmalısınız. <br />
<br />
Fındık <br />
Yapılan araştırmalar E vitamininin zayıflayan hafızaya oldukça yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. E vitamini açısından oldukça zengin olan fındık yemek de, bu nedenle beyin için yararlıdır. Aynı zamanda bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir. <br />
<br />
Brokoli <br />
C vitamini de hafıza açısından oldukça yararlıdır ve C vitamini içeren besinlerin başında brokoli gelir. Brokoli hem hafızaya hem de diğer hastalıklara iyi gelen bir yiyecektir. Bu nedenle mümkün olduğunca çok tüketilmesinde fayda vardır. Ayrıca turunçgiller, kivi, patates, karnabahar, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber de bol C vitamini içerir. <br />
<br />
Unutkanlık nedenleri <br />
<br />
Aşırı stresli ortamda bulunmak unutkanlığın en büyük nedenlerinden biridir. <br />
Zihinsel meşguliyetin fazla olması da hafızayı yavaşlatır. <br />
Depresyon geçiriyor olmak unutkanlığa neden olabilir. <br />
Aşırı sorumluk duygusundan dolayı çok ayrıntılara dalmak da unutkanlığa neden olur. <br />
Hafızayı yavaşlatan nedenlerden biri de beslenme bozukluklarıdır. <br />
Bazı kaygı bozuklukları, şizofreni, bunama, kafa yaralanmaları, beyin kanamaları ve alzheimer gibi hastalıklar unutkanlığa yol açar. <br />
Vitamin eksiklikleri de bir başka nedendir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yeme bozuklukları, stres, depresyon, vitamin eksiklikleri unutkanlığın nedenleri arasında sayılıyor. Hafızayı güçlendirmek için doğru besin tüketimi önemli.<br />
<br />
Elma<br />
Elma Günde bir ya da iki adet elma, unutkanlığı bir kenara bırakmanıza yardımcı olur. Elmanın içinde bulunan antioksidan madde hafızanın güçlenmesini sağlar. Beyindeki hücrelerin serbest radikallerden etkilenmesini engeller.Yapılan araştırmalar alzheimer hastalığına yakalanmış kişilerin günde iki elma yiyerek oldukça büyük gelişme gösterdiklerini ortaya koymuştur. <br />
<br />
Omega 3 <br />
Omega 3 hafızayı güçlendirir. Somon, ton, sardalye balıklarında oldukça fazla miktarda bulunur. Omega 3 içeren bu balıkları haftada en az iki defa tüketmek gerekmektedir. Omega 3&#8217;ün en iyi bitkisel kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve ketentohumu sayılmaktadır. Ceviz, badem ve fındık da Omega 3 kaynaklarıdır. <br />
<br />
Demir <br />
Demir, hafızanın daha iyi çalışmasını salar. Yeme alışkanlıklannız içinde demir içeren besinler az sayıdaysa hafızanız ile ilgili problem yaşamanız doğaldır. Demirin beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir rolü vardır. Kırmızı et, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir. <br />
<br />
Domates <br />
Domateste bulunan ve oldukça güçlü bir antioksidan olan likopen, alzheimer gibi hafızanın zayıflamasına yol açan hastalıklara karşı oldukça etkilidir. Bu nedenle bol bol domates tüketmeye çalışmalısınız. <br />
<br />
Fındık <br />
Yapılan araştırmalar E vitamininin zayıflayan hafızaya oldukça yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. E vitamini açısından oldukça zengin olan fındık yemek de, bu nedenle beyin için yararlıdır. Aynı zamanda bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir. <br />
<br />
Brokoli <br />
C vitamini de hafıza açısından oldukça yararlıdır ve C vitamini içeren besinlerin başında brokoli gelir. Brokoli hem hafızaya hem de diğer hastalıklara iyi gelen bir yiyecektir. Bu nedenle mümkün olduğunca çok tüketilmesinde fayda vardır. Ayrıca turunçgiller, kivi, patates, karnabahar, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber de bol C vitamini içerir. <br />
<br />
Unutkanlık nedenleri <br />
<br />
Aşırı stresli ortamda bulunmak unutkanlığın en büyük nedenlerinden biridir. <br />
Zihinsel meşguliyetin fazla olması da hafızayı yavaşlatır. <br />
Depresyon geçiriyor olmak unutkanlığa neden olabilir. <br />
Aşırı sorumluk duygusundan dolayı çok ayrıntılara dalmak da unutkanlığa neden olur. <br />
Hafızayı yavaşlatan nedenlerden biri de beslenme bozukluklarıdır. <br />
Bazı kaygı bozuklukları, şizofreni, bunama, kafa yaralanmaları, beyin kanamaları ve alzheimer gibi hastalıklar unutkanlığa yol açar. <br />
Vitamin eksiklikleri de bir başka nedendir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KENEYE KARTLI ÖNLEM]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3525</link>
			<pubDate>Mon, 24 May 2010 22:43:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3525</guid>
			<description><![CDATA[Bahar ve yaz aylarının kâbusu kenelerle mücadele için ilginç bir araç geliştirildi: Kene kart! <br />
Sağlık Bakanlığı'nca hazırlanan kartlar sayesinde vücuda yapışan kene, koparılmadan çıkarılabilecek. Böylece ölümcül Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) hastalığı taşıyan kenelerin virüsü vücuda yayılmayacak. Hayati önem taşıyan kart, Sivas İl Sağlık Müdürlüğü'nce düzenlenen bilgilendirme toplantısında tanıtıldı. Sivas Sağlık Müdürü Dr. Vakkas Özmercan, sağlık ocağında görevli sağlık personeline yönelik toplantıda yaptığı konuşmada, 2003'ten itibaren bu hastalıkla mücadele edildiğini anlattı. KKKA ile mücadele etmenin tek yolunun eğitimden geçtiğini vurgulayan Özmercan, bu yıl sağlık çalışanlarının kapı kapı dolaşarak halkı bilinçlendireceğini söyledi.<br />
<br />
Özmercan, özellikle kene vakalarının sıklıkla görüldüğü bölgelerde vatandaşlara vücuda yapışan kenenin çıkarılması eğitimi vereceklerini dile getirdi. Sağlık Bakanlığı'nın göndereceği kene çıkarma kartını da halka dağıtacaklarını aktaran Özmercan, "Bu yıl 'Kişi keneyi kendi çıkarabilir' diyeceğiz. Çıkarırken kene kartı kullanılacak. Bu yoksa uygun şekilde kement veya cımbızla çekme gibi yöntemleri kullanacak. Kendini yeterli hissetmeyenler ise en yakın sağlık kuruluşuna başvuracak." dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bahar ve yaz aylarının kâbusu kenelerle mücadele için ilginç bir araç geliştirildi: Kene kart! <br />
Sağlık Bakanlığı'nca hazırlanan kartlar sayesinde vücuda yapışan kene, koparılmadan çıkarılabilecek. Böylece ölümcül Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) hastalığı taşıyan kenelerin virüsü vücuda yayılmayacak. Hayati önem taşıyan kart, Sivas İl Sağlık Müdürlüğü'nce düzenlenen bilgilendirme toplantısında tanıtıldı. Sivas Sağlık Müdürü Dr. Vakkas Özmercan, sağlık ocağında görevli sağlık personeline yönelik toplantıda yaptığı konuşmada, 2003'ten itibaren bu hastalıkla mücadele edildiğini anlattı. KKKA ile mücadele etmenin tek yolunun eğitimden geçtiğini vurgulayan Özmercan, bu yıl sağlık çalışanlarının kapı kapı dolaşarak halkı bilinçlendireceğini söyledi.<br />
<br />
Özmercan, özellikle kene vakalarının sıklıkla görüldüğü bölgelerde vatandaşlara vücuda yapışan kenenin çıkarılması eğitimi vereceklerini dile getirdi. Sağlık Bakanlığı'nın göndereceği kene çıkarma kartını da halka dağıtacaklarını aktaran Özmercan, "Bu yıl 'Kişi keneyi kendi çıkarabilir' diyeceğiz. Çıkarırken kene kartı kullanılacak. Bu yoksa uygun şekilde kement veya cımbızla çekme gibi yöntemleri kullanacak. Kendini yeterli hissetmeyenler ise en yakın sağlık kuruluşuna başvuracak." dedi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkçe Olimpyatı Başlıyor]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3524</link>
			<pubDate>Sat, 22 May 2010 09:01:40 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3524</guid>
			<description><![CDATA[Evet türkiyede her insanın merakla ve heyecanla beklediği olimpiyat tekrar baslamak uzere,<br />
bu ugurda bizlerde etrafımızdaki insanların bu konuya egilmesini isteyebilir, dikkatleri bu konuya cekebiliriz değil mi???]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Evet türkiyede her insanın merakla ve heyecanla beklediği olimpiyat tekrar baslamak uzere,<br />
bu ugurda bizlerde etrafımızdaki insanların bu konuya egilmesini isteyebilir, dikkatleri bu konuya cekebiliriz değil mi???]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mücahede ve mükatele]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3523</link>
			<pubDate>Sat, 22 May 2010 08:59:24 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3523</guid>
			<description><![CDATA[bu iki kelime aynımıdır, ayrımıdır, müminler bu farkı nasıl anlamalılardır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[bu iki kelime aynımıdır, ayrımıdır, müminler bu farkı nasıl anlamalılardır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalb İbresi- Senai Demirci]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3522</link>
			<pubDate>Sat, 22 May 2010 08:53:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3522</guid>
			<description><![CDATA[Kitabın adı, tadını olduğu gibi kapağına taşırıyor: Kalb İbresi. Yönünü en çok şaşırttığım ama şaşırtılmayı en az hak eden kalbime ettiğimi hatırlatıyor bana. Kalıbımı kıblede tutmak için ince ince ölçümler yapacak kadar hassas iken, kalbimin kıblesini aramayı bile lüzumsuz gördüğüm bir hoyratlığın içinde yakalıyor beni. Kalbime ettiğimin azıcığını kalıbıma etsem, yakama yapışan o kadar çok olur ki! Gözümü kör etsem, yüzümü çizsem ne kadar acıyanım olur! Gönlümü köreltmişim, özümü köz etmişim, kim duya, kim acıya, kim kıza?<br />
<br />
Kalb İbresi'ni, Okyanus Ötesi'ne taşan, sevenleriyle dünyanın en kuytu yerlerine, en karanlık köşelerine vahyin serinliğini taşıyan kocaman bir kalbin ince kıpırtısı, nazenin suskusu, revnaklı dokunuşu, üveyik edalı süzülüşü olarak okuyorum. Kur'ân'ın denizinden kokular taşıyarak sohbetini hitap çiçeğine dönüştürüyor. "Kur'ân denizi"ni hakkıyla çağımıza taşıran Bediüzzaman Said Nursî'nin vahiyden usare almış dilinin tadıyla sohbeti koyulaştırıyor Hocaefendi.<br />
<br />
Bir Risale-i Nur talebesi olmakla beraber, Fethullah Gülen eserleriyle çok sonraları tanışan bir okuyucu olarak yeni anlıyorum ki, Hocaefendi'nin Risale-i Nur'la nisbeti tam da Müellifinin istediği yönde. Risale-i Nur metni içinde akan şefkat dilini seslendirmekten öte hissediyor o. Yeri geliyor, Hazret-i Üstad'a ait bir cümleyi alıntılamaktan kaçınıyor. Sohbetlerinden birinde duyduğumda o kadar sarsılmıştım ki... Kolayca dilime doladığım bir cümleyi, olduğu gibi aktarmaktan "hakkımız değil diye..." utanabilen derin bir empati... O cümlenin söyleyeni olanı sayılmaktan mahcup olabilen eşsiz bir kavrayış... Utanmadığıma beni utandıran bir hayâ... Yeri geliyor, sohbetin bir yerinde "Hazreti Üstad"a getiriyor sözü Hocaefendi. Bir kez daha, bir sohbetin duruluğu ve akıcılığı içinde saklı bir "sehl-i mümteni." Tek satırlık bir Risale cümlesine, ebedi devrim habercisi bir uyarıya, İslam geleneğinin en narin cevherlerinden seçilerek derlenmiş özel bir çerçeve yapıyor. Bütün İslam birikimiyle yıkayıp yeniden kuruyor cümleyi. Hazreti Üstad'ın ne kadar derinden inciler çıkardığını fark ediyorum Hocaefendi'nin birikiminden sızan anlatımlarda. Öylesine okuyup geçtiğim, hatta ezberlediğim için anladığımı sandığım bir ifadenin dibinde, şefkatle yoğrulmuş, tefekkürle örülmüş, acıyla ve hasretle fark edilmiş dip akıntılarına kaptırıyor gönlümü. Bir "kök hücre" olduğunu düşünüyorum Risale'nin her kelimesinin. Küçük ve belki biçimsiz, bazen ağır gelecek derecede "lüzumsuz"umuz ama bir sancının sedefinde pişirilmiş bir inci, insan olmanın unutulmuş yanlarına dokunarak toplanmış emek mahsulü bir meyve olarak yenide keşfediliyor. Hücre gibi canlı tutuyor dilinde kelimeleri Hocaefendi. Hücre bilip Sözleri yeni yüzlerde taze bir ten gibi yeniden doku(nu)yor. Yeni zamanlarda atıp duran bir kalp olarak yeniden var ediyor, çoğaltıyor kelimeleri.<br />
<br />
Siyasal gündemleri en diplere itip, kalbin gündemini en tepeye çıkaran bir misyonla yazmaya azimliyim. Belki bu yüzden kale alınır bir yazar bile değilim. "Büyük" bilinen şeyleri "küçümseyen"in de hak ettiği de bu. Oh olsun bana. Şükürler olsun buna.<br />
<br />
Bana Risale-i Nur öğretti bunu. Yazdığım her şeyi, bildiğim bütün nezaketleri, vahyin hâlihazırda bildiğim en sıcak ve diri akışını temsil eden Risalelere borçluyum. "Biz" ve "ötekiler" ayırımında İslam'ın da siyasallaştığı, iman etme gündeminin ise neredeyse gereksizlik görüldüğü bu yerde, Risale'yle yoğrulmuş bir kalbin kıyıya itilmişliği anlaşılır bir şeydir. Hele de bu bakıştan "lüzumsuz nezaket" dercesine Müslümanlar da payını almışsa, hele de varlığa imanca bakışa "çiçek böcek edebiyatı" dercesine burun kıvrılarak bakılıyorsa, Risale-i Nur'un hakkını vermek isteyene kıyıdan köşede kalmak düşer.<br />
<br />
Risale-i Nur'un İslam'ı insan köklerimizden yeniden inşa etme çabası, imanı her an yenileme vizyonu, varlığına şaşırma, kendisine verilenlerle mahcup olma farkındalığı, hiç olmazsa Hocaefendi'nin mahzun suskunluğunda, hiç olmazsa Kalbin İbresi'nde yeniden okunmalı, hissedilmeli...<br />
<br />
Bir insanı siyasal bir kimlik olmaktan öte göremeyenlerin, her yaptığını bir şikeye bağlayan anlayışsızların utanacağı o kadar çok şey var ki, Kalbin İbresi'nde. Kendisini taşlatanlara "bilmiyorlar ya Rabbi" diye şefkat kanatlarını sessizce, gösterişsizce indirebilen "âlemlere rahmet Peygamberi"nin mirasını taşımak tabii ki kolay olmayacaktı... Canına kastedenleri, aç bırakanları, sürgün edenleri, en muktedir olduğu anda "bugün size kınama yok..." sözünün Yusuf'uyla kucaklayan bir "şefkat abidesi"nin yükünü göğsüne koymak elbette ki bedelsiz olmayacaktı...<br />
<br />
Etrafında onca siyasal spekülasyonlar yapılırken, bunca itibarını "siyasal topuz" olarak bütün muhalifleri üzerine indirebilecek yetkisi ve fırsatı varken, susuyorsa Fethullah Gülen Hocaefendi, kalbini Said Nursî'nin "yazığım geldi" diye bir gülün soluşuna ağlayan kalbinin ibresinde tuttuğu içindir. Şaşkınları sersemleten topuzlarla değil, hepsini kuşatan, yumuşacık sarıp sarmalayan "Nur"la konuşuyor Fethullah Gülen.<br />
<br />
Said Nursî'ce buruk bir tebessümü ağırlıyor dudaklarında.<br />
<br />
Ömürlerinde tek bir sahici kalp görmemiş olanların, kendileri bir tek gün olsun içten yaşamayı becerememiş olanların, böylesi bir örneği bütün sahiciliğiyle gördüklerinde, yapmacıklık atfetmeleri, inanılmaz gözlerle bakarak "gösteriş" kültürüyle açıklamaya kalkmaları anlaşılır bir şeydir.<br />
<br />
Böylesi kalpler-ünlü olanı ünsüz olanıyla-"insanlık" adına bir ümittir. İnsanı "sûreti" eyleyen Rahman'ın rahmetinden ümit kesmemek adına serin bir yağmurdur. Ama akılları gözlerine inmişlerin, gördüklerini "sihir" diye gösterişle açıklamaları da yeni değildir.<br />
<br />
Sözün özü: Kalb İbresi'ni okuyorum. Bu bir kitap tanıtım yazısı değil, nasılsa. Kitabın içinden alıntı yapmak zorunda değilim. İlle de yapacaksam, sadece amele yönelik hadisleriyle an(la)dığımız "İnsanlığın İftihar Tablosu" olarak okunası Peygamberimizin (asm), her nedense dolaşımda olmayan bir tefekkür hadisini Risale'nin ırmağında yıkayarak kulağıma küpe yaptığı için kırk yıl köle olası minnet borçluyum kitabın yazarına:<br />
<br />
    Gemini yenile, deniz çok derin.<br />
    Azığına hazırla, yol çok uzun.<br />
    Yükünü hafiflet, yokuş çok sarp<br />
    Yaptığını içtenlikle yap, gözetilmektesin.<br />
<br />
Yaralı gemimi onaranlara, az azığımı çok edenlere, yolda bırakan ağırlıklarını hafifletenlere, içtenliğin duruluğuna haliyle söz olanlara sadece teşekkür borçluyum. Bana "ihlas"ı hatırlatan her kardeşimi mürşidim bilirim. Allah görmüyormuş gibi yaşamalardan beni uzak eden her şeyi için şükürler olsun. Allah işitmiyormuş gibi konuşmalardan kalbimi kurtaracak olsa biri beni, teşekkürden başka ne diyebilirim!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kitabın adı, tadını olduğu gibi kapağına taşırıyor: Kalb İbresi. Yönünü en çok şaşırttığım ama şaşırtılmayı en az hak eden kalbime ettiğimi hatırlatıyor bana. Kalıbımı kıblede tutmak için ince ince ölçümler yapacak kadar hassas iken, kalbimin kıblesini aramayı bile lüzumsuz gördüğüm bir hoyratlığın içinde yakalıyor beni. Kalbime ettiğimin azıcığını kalıbıma etsem, yakama yapışan o kadar çok olur ki! Gözümü kör etsem, yüzümü çizsem ne kadar acıyanım olur! Gönlümü köreltmişim, özümü köz etmişim, kim duya, kim acıya, kim kıza?<br />
<br />
Kalb İbresi'ni, Okyanus Ötesi'ne taşan, sevenleriyle dünyanın en kuytu yerlerine, en karanlık köşelerine vahyin serinliğini taşıyan kocaman bir kalbin ince kıpırtısı, nazenin suskusu, revnaklı dokunuşu, üveyik edalı süzülüşü olarak okuyorum. Kur'ân'ın denizinden kokular taşıyarak sohbetini hitap çiçeğine dönüştürüyor. "Kur'ân denizi"ni hakkıyla çağımıza taşıran Bediüzzaman Said Nursî'nin vahiyden usare almış dilinin tadıyla sohbeti koyulaştırıyor Hocaefendi.<br />
<br />
Bir Risale-i Nur talebesi olmakla beraber, Fethullah Gülen eserleriyle çok sonraları tanışan bir okuyucu olarak yeni anlıyorum ki, Hocaefendi'nin Risale-i Nur'la nisbeti tam da Müellifinin istediği yönde. Risale-i Nur metni içinde akan şefkat dilini seslendirmekten öte hissediyor o. Yeri geliyor, Hazret-i Üstad'a ait bir cümleyi alıntılamaktan kaçınıyor. Sohbetlerinden birinde duyduğumda o kadar sarsılmıştım ki... Kolayca dilime doladığım bir cümleyi, olduğu gibi aktarmaktan "hakkımız değil diye..." utanabilen derin bir empati... O cümlenin söyleyeni olanı sayılmaktan mahcup olabilen eşsiz bir kavrayış... Utanmadığıma beni utandıran bir hayâ... Yeri geliyor, sohbetin bir yerinde "Hazreti Üstad"a getiriyor sözü Hocaefendi. Bir kez daha, bir sohbetin duruluğu ve akıcılığı içinde saklı bir "sehl-i mümteni." Tek satırlık bir Risale cümlesine, ebedi devrim habercisi bir uyarıya, İslam geleneğinin en narin cevherlerinden seçilerek derlenmiş özel bir çerçeve yapıyor. Bütün İslam birikimiyle yıkayıp yeniden kuruyor cümleyi. Hazreti Üstad'ın ne kadar derinden inciler çıkardığını fark ediyorum Hocaefendi'nin birikiminden sızan anlatımlarda. Öylesine okuyup geçtiğim, hatta ezberlediğim için anladığımı sandığım bir ifadenin dibinde, şefkatle yoğrulmuş, tefekkürle örülmüş, acıyla ve hasretle fark edilmiş dip akıntılarına kaptırıyor gönlümü. Bir "kök hücre" olduğunu düşünüyorum Risale'nin her kelimesinin. Küçük ve belki biçimsiz, bazen ağır gelecek derecede "lüzumsuz"umuz ama bir sancının sedefinde pişirilmiş bir inci, insan olmanın unutulmuş yanlarına dokunarak toplanmış emek mahsulü bir meyve olarak yenide keşfediliyor. Hücre gibi canlı tutuyor dilinde kelimeleri Hocaefendi. Hücre bilip Sözleri yeni yüzlerde taze bir ten gibi yeniden doku(nu)yor. Yeni zamanlarda atıp duran bir kalp olarak yeniden var ediyor, çoğaltıyor kelimeleri.<br />
<br />
Siyasal gündemleri en diplere itip, kalbin gündemini en tepeye çıkaran bir misyonla yazmaya azimliyim. Belki bu yüzden kale alınır bir yazar bile değilim. "Büyük" bilinen şeyleri "küçümseyen"in de hak ettiği de bu. Oh olsun bana. Şükürler olsun buna.<br />
<br />
Bana Risale-i Nur öğretti bunu. Yazdığım her şeyi, bildiğim bütün nezaketleri, vahyin hâlihazırda bildiğim en sıcak ve diri akışını temsil eden Risalelere borçluyum. "Biz" ve "ötekiler" ayırımında İslam'ın da siyasallaştığı, iman etme gündeminin ise neredeyse gereksizlik görüldüğü bu yerde, Risale'yle yoğrulmuş bir kalbin kıyıya itilmişliği anlaşılır bir şeydir. Hele de bu bakıştan "lüzumsuz nezaket" dercesine Müslümanlar da payını almışsa, hele de varlığa imanca bakışa "çiçek böcek edebiyatı" dercesine burun kıvrılarak bakılıyorsa, Risale-i Nur'un hakkını vermek isteyene kıyıdan köşede kalmak düşer.<br />
<br />
Risale-i Nur'un İslam'ı insan köklerimizden yeniden inşa etme çabası, imanı her an yenileme vizyonu, varlığına şaşırma, kendisine verilenlerle mahcup olma farkındalığı, hiç olmazsa Hocaefendi'nin mahzun suskunluğunda, hiç olmazsa Kalbin İbresi'nde yeniden okunmalı, hissedilmeli...<br />
<br />
Bir insanı siyasal bir kimlik olmaktan öte göremeyenlerin, her yaptığını bir şikeye bağlayan anlayışsızların utanacağı o kadar çok şey var ki, Kalbin İbresi'nde. Kendisini taşlatanlara "bilmiyorlar ya Rabbi" diye şefkat kanatlarını sessizce, gösterişsizce indirebilen "âlemlere rahmet Peygamberi"nin mirasını taşımak tabii ki kolay olmayacaktı... Canına kastedenleri, aç bırakanları, sürgün edenleri, en muktedir olduğu anda "bugün size kınama yok..." sözünün Yusuf'uyla kucaklayan bir "şefkat abidesi"nin yükünü göğsüne koymak elbette ki bedelsiz olmayacaktı...<br />
<br />
Etrafında onca siyasal spekülasyonlar yapılırken, bunca itibarını "siyasal topuz" olarak bütün muhalifleri üzerine indirebilecek yetkisi ve fırsatı varken, susuyorsa Fethullah Gülen Hocaefendi, kalbini Said Nursî'nin "yazığım geldi" diye bir gülün soluşuna ağlayan kalbinin ibresinde tuttuğu içindir. Şaşkınları sersemleten topuzlarla değil, hepsini kuşatan, yumuşacık sarıp sarmalayan "Nur"la konuşuyor Fethullah Gülen.<br />
<br />
Said Nursî'ce buruk bir tebessümü ağırlıyor dudaklarında.<br />
<br />
Ömürlerinde tek bir sahici kalp görmemiş olanların, kendileri bir tek gün olsun içten yaşamayı becerememiş olanların, böylesi bir örneği bütün sahiciliğiyle gördüklerinde, yapmacıklık atfetmeleri, inanılmaz gözlerle bakarak "gösteriş" kültürüyle açıklamaya kalkmaları anlaşılır bir şeydir.<br />
<br />
Böylesi kalpler-ünlü olanı ünsüz olanıyla-"insanlık" adına bir ümittir. İnsanı "sûreti" eyleyen Rahman'ın rahmetinden ümit kesmemek adına serin bir yağmurdur. Ama akılları gözlerine inmişlerin, gördüklerini "sihir" diye gösterişle açıklamaları da yeni değildir.<br />
<br />
Sözün özü: Kalb İbresi'ni okuyorum. Bu bir kitap tanıtım yazısı değil, nasılsa. Kitabın içinden alıntı yapmak zorunda değilim. İlle de yapacaksam, sadece amele yönelik hadisleriyle an(la)dığımız "İnsanlığın İftihar Tablosu" olarak okunası Peygamberimizin (asm), her nedense dolaşımda olmayan bir tefekkür hadisini Risale'nin ırmağında yıkayarak kulağıma küpe yaptığı için kırk yıl köle olası minnet borçluyum kitabın yazarına:<br />
<br />
    Gemini yenile, deniz çok derin.<br />
    Azığına hazırla, yol çok uzun.<br />
    Yükünü hafiflet, yokuş çok sarp<br />
    Yaptığını içtenlikle yap, gözetilmektesin.<br />
<br />
Yaralı gemimi onaranlara, az azığımı çok edenlere, yolda bırakan ağırlıklarını hafifletenlere, içtenliğin duruluğuna haliyle söz olanlara sadece teşekkür borçluyum. Bana "ihlas"ı hatırlatan her kardeşimi mürşidim bilirim. Allah görmüyormuş gibi yaşamalardan beni uzak eden her şeyi için şükürler olsun. Allah işitmiyormuş gibi konuşmalardan kalbimi kurtaracak olsa biri beni, teşekkürden başka ne diyebilirim!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[tanışmk  süneti resulülahın  süneti dır]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3521</link>
			<pubDate>Fri, 07 May 2010 11:13:14 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3521</guid>
			<description><![CDATA[Eselamu  Aleykum   Ben  FARUKİ       mersinde  yaşıyorum    ülkemızın her toprağı benım için mukadestır    yaşaşmak islamla  yaşamaksa  dahada güzeldır rabim bizleri islamdan ayır masın]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Eselamu  Aleykum   Ben  FARUKİ       mersinde  yaşıyorum    ülkemızın her toprağı benım için mukadestır    yaşaşmak islamla  yaşamaksa  dahada güzeldır rabim bizleri islamdan ayır masın]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[meyve çekirdeklerini lütfen atmayalım ..........................]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3520</link>
			<pubDate>Fri, 07 May 2010 10:53:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3520</guid>
			<description><![CDATA[Değerli Dostlar,<br />
<br />
Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, yani toprağın bereketinin yüksek olacağı bir yıl. <br />
<br />
Bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün. <br />
Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanız a koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu Ê ?ekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir J aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler&#8230; Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu bunu yapmayın ve yaptırmayın. <br />
<br />
Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış. <br />
<br />
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet... <br />
<br />
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım&#8230; <br />
<br />
Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır. <br />
<br />
Poşete koymadığınız her çekirdek için şimiden teşekkürler, <br />
<br />
DGD <br />
<br />
Doğa Gönüllüleri Derneği <br />
<br />
<br />
LÜTFEN BU YAZIYI TÜM DOSTARIMIZLA PAYLAŞALIM...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değerli Dostlar,<br />
<br />
Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, yani toprağın bereketinin yüksek olacağı bir yıl. <br />
<br />
Bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün. <br />
Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanız a koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu Ê ?ekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir J aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler&#8230; Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu bunu yapmayın ve yaptırmayın. <br />
<br />
Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış. <br />
<br />
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet... <br />
<br />
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım&#8230; <br />
<br />
Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır. <br />
<br />
Poşete koymadığınız her çekirdek için şimiden teşekkürler, <br />
<br />
DGD <br />
<br />
Doğa Gönüllüleri Derneği <br />
<br />
<br />
LÜTFEN BU YAZIYI TÜM DOSTARIMIZLA PAYLAŞALIM...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[buyrun  sizde bi salavat getirin]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3519</link>
			<pubDate>Sat, 01 May 2010 19:10:44 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3519</guid>
			<description><![CDATA[[/b]Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ salleyte alâ âl-i ibrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ bârekte alâ âl-i İbrahim, inneke hamîdun mecîd". (Allâh'ım! İbrahim'in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve âline de rahmet et. Allâh'ım! İbrahim'in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed'e ve âline de hayır ve bereket ihsân et. Şüphesiz Sen övülmeye lâyık ve yücesin.)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[/b]Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ salleyte alâ âl-i ibrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ bârekte alâ âl-i İbrahim, inneke hamîdun mecîd". (Allâh'ım! İbrahim'in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve âline de rahmet et. Allâh'ım! İbrahim'in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed'e ve âline de hayır ve bereket ihsân et. Şüphesiz Sen övülmeye lâyık ve yücesin.)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hadis]]></title>
			<link>http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3518</link>
			<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 20:03:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.konusur.com/showthread.php?tid=3518</guid>
			<description><![CDATA[1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir. <br />
<br />
2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmis olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmisolur. <br />
<br />
3-) Sizden birinizin, arzusu benim getirdigim (Kur'an'a Seriat)e uymadikca kamil imanla iman etmis olamaz. <br />
<br />
4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmis olmaz. <br />
<br />
5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir. <br />
<br />
6-) Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis kilar. <br />
<br />
7-) Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce olmez. <br />
<br />
8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda namazdir. <br />
<br />
9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir. <br />
<br />
10-) Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir. <br />
<br />
11-) Kim gaza yapmadan ve icinde gaza yapma istegini konusturmadan olurse, munafiklikdan bir cesit uzere olur. <br />
<br />
12-) Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir. <br />
<br />
13-) Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden(etmeye calisan) Allah'in dininden cikmis olur. <br />
<br />
14-) Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemde sehvete hitap eden seylerle kusatilmistir. <br />
<br />
15-) Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir. (Onlardandir) <br />
<br />
16-) Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de Allah icin bugzetmektir. <br />
<br />
17-) Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir. <br />
<br />
18-) Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder. <br />
<br />
19-) Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine doner. <br />
<br />
20-) Kim bir hayirli isi yapmaya yonelirse, onu yapan kadar mukafat alir. <br />
<br />
21-) Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kullain) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir. <br />
<br />
22-) Rabb olarak Allah'a, din olarak islam'a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis demektir. <br />
<br />
23-) Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan islam bagini cozmus demektir. <br />
<br />
24-) Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle. <br />
<br />
25-) Akilli kisi nefsine hakim olup olumdne sonrasi icin is yapandir. Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allah'a karsi Temennide bulunandir. <br />
<br />
26-) Emirleriniz hayirlilariniz, zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, isleriniz kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha hayirlidir. <br />
<br />
27-) Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne birakmadim. <br />
<br />
28-) Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli Muhammed(s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir. Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta Cehennem'dedir. <br />
<br />
29-) Fitne doneminde ibadete sarilmakk, bana hicret etmek gibidir. <br />
<br />
30-) Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi(alkollu icecekleri) icecekler. Bu esnada baskalari ucunda (yanlarinda) calgilar calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak ve aralarindan bazilarinin sekli maymun'a ve domuz'a cevrilecek. <br />
<br />
31-) Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir. <br />
<br />
32-) Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan baska ilah olmadiginina ve Muhammed 'in de Allah'in rasulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem atesine haram kilar. <br />
<br />
33-) Kim itaatten bir el kadar ayrilirsa, kiyamet gununde Allah'in huzuruna lehinde hic bir delili olmadigi halde kavusur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadigi halde olurse cahiliye olumuyle olmus olur. <br />
<br />
34-) Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline bugzetmendir. <br />
<br />
35-) Allah kadin kiyafetini giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina lanet etsin. <br />
<br />
36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat ancak marufta (ser'i olculer icerisinde)dir. <br />
<br />
37-) Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden degildir. Irkcilik uzere olen de bizden(muslumanlardan) degildir. <br />
<br />
38-) Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber(hasrolunacaktir)dir. <br />
<br />
39-) Ummetim dinar ve derhemi(parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman onlardan islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kilinirlar. <br />
<br />
40-) Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onalr arasinda dini konusunda(yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi olacak. <br />
--------------------------------------------------------------------------------]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir. <br />
<br />
2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmis olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmisolur. <br />
<br />
3-) Sizden birinizin, arzusu benim getirdigim (Kur'an'a Seriat)e uymadikca kamil imanla iman etmis olamaz. <br />
<br />
4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmis olmaz. <br />
<br />
5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir. <br />
<br />
6-) Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis kilar. <br />
<br />
7-) Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce olmez. <br />
<br />
8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda namazdir. <br />
<br />
9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir. <br />
<br />
10-) Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir. <br />
<br />
11-) Kim gaza yapmadan ve icinde gaza yapma istegini konusturmadan olurse, munafiklikdan bir cesit uzere olur. <br />
<br />
12-) Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir. <br />
<br />
13-) Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden(etmeye calisan) Allah'in dininden cikmis olur. <br />
<br />
14-) Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemde sehvete hitap eden seylerle kusatilmistir. <br />
<br />
15-) Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir. (Onlardandir) <br />
<br />
16-) Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de Allah icin bugzetmektir. <br />
<br />
17-) Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir. <br />
<br />
18-) Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder. <br />
<br />
19-) Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine doner. <br />
<br />
20-) Kim bir hayirli isi yapmaya yonelirse, onu yapan kadar mukafat alir. <br />
<br />
21-) Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kullain) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir. <br />
<br />
22-) Rabb olarak Allah'a, din olarak islam'a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis demektir. <br />
<br />
23-) Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan islam bagini cozmus demektir. <br />
<br />
24-) Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle. <br />
<br />
25-) Akilli kisi nefsine hakim olup olumdne sonrasi icin is yapandir. Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allah'a karsi Temennide bulunandir. <br />
<br />
26-) Emirleriniz hayirlilariniz, zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, isleriniz kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha hayirlidir. <br />
<br />
27-) Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne birakmadim. <br />
<br />
28-) Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli Muhammed(s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir. Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta Cehennem'dedir. <br />
<br />
29-) Fitne doneminde ibadete sarilmakk, bana hicret etmek gibidir. <br />
<br />
30-) Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi(alkollu icecekleri) icecekler. Bu esnada baskalari ucunda (yanlarinda) calgilar calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak ve aralarindan bazilarinin sekli maymun'a ve domuz'a cevrilecek. <br />
<br />
31-) Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir. <br />
<br />
32-) Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan baska ilah olmadiginina ve Muhammed 'in de Allah'in rasulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem atesine haram kilar. <br />
<br />
33-) Kim itaatten bir el kadar ayrilirsa, kiyamet gununde Allah'in huzuruna lehinde hic bir delili olmadigi halde kavusur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadigi halde olurse cahiliye olumuyle olmus olur. <br />
<br />
34-) Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline bugzetmendir. <br />
<br />
35-) Allah kadin kiyafetini giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina lanet etsin. <br />
<br />
36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat ancak marufta (ser'i olculer icerisinde)dir. <br />
<br />
37-) Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden degildir. Irkcilik uzere olen de bizden(muslumanlardan) degildir. <br />
<br />
38-) Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber(hasrolunacaktir)dir. <br />
<br />
39-) Ummetim dinar ve derhemi(parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman onlardan islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kilinirlar. <br />
<br />
40-) Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onalr arasinda dini konusunda(yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi olacak. <br />
--------------------------------------------------------------------------------]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>